- - - - - -
Cuma, 25 Mayıs 2018

Ana Menü

Ruhsal Gözlerimiz Açık Olsun

9 Eylül 2012

Merhaba kardeşler. Ben 2000 yılının başında İsa’yla tanıştım. 2001 yılında hizmet etmeye başladım. Tüm zayıflıklarımda Rab beni kucağında taşıyarak bugünlere getirdi. Rab sizi bugün tazelesin ve güçlendirsin.

Rab bugün yüreğime şu konuyu koydu. Amerika’da yirmi yıllık bir imanlı kardeş pastörüne şöyle demiş: “Yirmi yıldır her hafta bu vaazları dinliyorum, hesaplasan 1040 vaaz eder. Ama ben bu vaazların hiçbirini hatırlamıyorum. Bunun yerine başka bir şey, örneğin merhamet hizmeti yapsak daha iyi olmaz mı?” Pastör ona şu yanıtı vermiş: “Kardeşim ben de yirmi yıldır evliyim. Karım bana hergün üç öğün yemek yapıyor. Hesaplasan 21 binden fazla eder. Ben hiç birini hatırlamıyorum bile acaba bunları hayatımdan kaldırsam nasıl olur?” Buradaki ana fikir amaç hatırlamak değil doymaktır.

Önce kendimden bahsetmek istiyorum. Küçükken çok haşarı, yerinde durmaz bir çocuktum. Okul yıllarım boyunca bütün öğretmenlerimin ve müdürümün en fazla şikayet ettiği çocuktum. Daha sonradan bir öğretmenim benim bu yeni halimi görünce hayretler içinde “böyle bir adam olduğuna inanamıyorum” dedi. Eskinden neden böyle ele avuca sığmaz bir çocuk olduğumu bilmiyordum. Sonradan öğrendim: yüreğimde büyük bir boşluk varmış aslında. Yıllar geçtikçe okul zamanlarının sonlarına doğru içkiyle tanıştım, kötü arkadaşlar edindim. Ben on sekiz

 yaşındayken arkadaşlarım 30 larındaydı. İçimdeki boşluk başka bir boyut kazanmıştı. Bu boşluk artık yavaş yavaş acımaya başladı. Geceleri eve geldikten sonra acımdan kurtulmak için sabahlara kadar şiirler yazmaya çalışan bir adam haline geldim. Dışarıdan bakıldığında çok şen ve sosyal görünmeme rağmen aslında kendimi kalabalığın içinde yalnız hissediyordum.

Bir gün bir dostum hayatımı değiştirdi. O dost İsa Mesih’ti. Aslında O’nunla önce ailem tanıştı ve bana ondan söz ettiler. Benim için dua ettiler ve bir yıl sonra ben de iman ettim. O günden sonra artık içimdeki o boşluk doldu.

Bir arkadaşım İsa’nın mucizelerini kanıtlayabilir misin diye sorduğunda elimde bilimsel bir kanıt olmadığını ama ona Kutsal Kitap’taki mucizelerden birini gösterebileceğimi söyledim. Rab benim hayatımı sudan şaraba dönüştürmüş, devrim yapmıştı. İsa dönüştürür!

Bugün iki farklı duygudan bahsetmek istiyorum. Korkuya karşılık cesaret, körlüğe karşılık gören gözler, korkan kenara çekilen bir ruha karşılık Yahuda Aslanı.

Korku nedir? İnsan ne zaman bu duyguya kapılır? İnsan bilinmezlikten korkar. Korku hayatımızı daraltır, yaşam kalitemizi düşürür. Korku bizden çalar: geleceğimizden, bereketimizden, esenliğimizden, Rab’den çalar. Düşman yüreğimize bu korkuyu salarak yaşamlarımızı büzüştürmeye çalışır.

Mesih inanlısı olarak bizlerin geliştirmesi gereken bir duyumuz vardır: üçüncü bir göz.

Süleyman’ın Özdeyişleri 10:24 Kötü kişinin korktuğu başına gelir, Doğru kişiyse dileğine erişir.

Korkumuzla yürürsek korkularımız bize tökez olur. İman görünmeyene inanmaktır. İman gözlerimiz gelişirse her şeyi başkalarından farklı görürüz. Başkasına göre karanlık olan bir yerde biz görürüz. İman gözü açık olanla olmayana arasındaki fark, kör biriyle ile gözü gören biri arasındaki fark kadar büyüktür.

Biz normal gözlerimizle görmeye alıştığımızdan iman gözleriyle görmek istemiyoruz, teslim olmak istemiyoruz. Bu bakışı geliştirerek gerçeği görebiliriz.

Luka 11:34  Bedenin ışığı gözdür. Gözün sağlamsa, bütün bedenin de aydınlık olur. Gözün bozuksa, bedenin de karanlık olur.

sa Mesih bize iman gözüyle görmeyi öğretir. Geçmişte Rab’bin bizim için yaptıklarını görüp gelecekte yapacağını da bilmek de iman gözüdür. İsa’yla yürüdükçe, O’nun iyiliklerini gördükçe O’na olan güvencimiz artmalıdır ki iman gözümüz açılsın.

Davut’la Golyat’ı ele alalım. Davut Golyat’a bakınca ne gördü? 2 metrelik boyu, 60 kiloluk kalkanıyla dev bir adam mı gördü yoksa kendisinden yana olan bir Tanrıyı mı gördü? Evet, Tanrının gücüne endekslendi.  Öyle bir adama yaklaşabilmek için iman gözü gerekir.

Elişa peygamberi ele alalım. Kendisi İlyas’ın öğrencisiydi ve geleceği görme yeteneği vardı. Bir gün Rab tarafından Aram kralına bu haber gidince Aram kralı “Asıl zorluğumuz İsrail ordusu değil bu adam. Biz ne yapsak o önce görecek” dedi.

2.Krallar 6:15-17 Tanrı adamının uşağı erkenden kalktı. Dışarıya çıkınca kentin askerler, atlılar ve savaş arabalarınca kuşatıldığını gördü. Dönüp Elişa'ya, "Eyvah, efendim, ne yapacağız?" diye sordu. Elişa, "Korkma, çünkü bizim yandaşlarımız onlarınkinden daha çok" diye karşılık verdi. Sonra şöyle dua etti: "Ya RAB, lütfen onun gözlerini aç, görsün!" RAB uşağın gözlerini açtı. Uşak Elişa'nın çevresindeki dağların atlılarla, ateşten savaş arabalarıyla dolu olduğunu gördü.

Bizler gördüklerimizi Rab’den duyduklarımızla düzeltmeliyiz. İsa’nın adlarından biri de orduların Rabbi’dir. Elişa’nın yardımcısının gördüğü ateşten arabalar her zaman imanlıların yanındadır.

Elişa adamların kör olmasını isteyince Rab onu işitti ve onları kör etti. Böylece Elişa onları İsrail’in başkenti olan Samiriye’ye götürdü. “Rab gözlerini aç” deyince de Aram ordusu kendisini Yahudi kralının ve ordularının önünde buldu.

Bugün biz de Rab’bin önüne gidip “Rab gözlerimi aç” diyelim. Gökte Rab’bin orduları varken sıkıntılarla biz savaşmayalım.

Romalılar 8:31 Öyleyse buna ne diyelim? Tanrı bizden yanaysa, kim bize karşı olabilir?

Rab sizi bereketlesin.

Dirisu Kilisesi Misafir Vaiz

Vahan İsaoğlu

Sitemize Hoşgeldiniz

2016 Noel Etkinliği

Mobil Görünüm