- - - - - -
Pazar, 18 Şubat 2018

Ana Menü

Allah Kurbandan Değil, Merhametten Hoşlanır

11 Ağustos 2013

Tanrı bize merhamet etmeseydi bugün burada olmazdık. Tanrı’nın gazabı üzerimizde olurdu. İsa Mesih’in yüreği halkına karşı merhametle doluydu. Dağda onca insan O’nu dinlemek için toplanınca onlara acıdı. Onları çobansız koyunlara benzetti. Yüreğinde “İyi ki onları kurtarmak için gelmişim” dedi.

Luka 15:1-7

Bütün vergi görevlileriyle günahkârlar İsa’yı dinlemek için O’na akın ediyordu. Ferisiler’le din bilginleri ise, “Bu adam günahkârları kabul ediyor, onlarla birlikte yemek yiyor” diye söyleniyorlardı.

Bunun üzerine İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: “Sizlerden birinin yüz koyunu olsa ve bunlardan bir tanesini kaybetse, doksan dokuzu bozkırda bırakarak kaybolanı bulana dek onun ardına düşmez mi? Onu bulunca da sevinç içinde omuzlarına alır, evine döner; arkadaşlarını, komşularını çağırıp onlara, ‘Benimle birlikte sevinin, kaybolan koyunumu buldum!’ der. Size şunu söyleyeyim, aynı şekilde gökte, tövbe eden tek bir günahkâr için, tövbeyi gereksinmeyen doksan dokuz doğru kişi için duyulandan daha büyük sevinç duyulacaktır.”

Burada “bütün vergi görevlileri ve günahkârlar” demesi ilgi çekiyor. Din adamları, Ferisiler oraya gitmediler. Bunlar halk tarafından dışlanan kişilerdi. İsa Mesih Tanrı sözünü anlatırken halkın yüreğinde sanki bir ışık yandı. Dışlanma yerine kabullenme, yargı yerine merhamet gördüler. Bu insanların tam ihtiyaçları da buydu. İsa ellerini açmış onları bekliyordu. Din bilginleri ise bu günahkârları ibadethaneye bile sokmuyorlardı. Oysa İsa Mesih bu insanlara Tanrı’nın sevgi olduğunu anlatıyordu. İsa “Ben kurban değil merhamet isterim” sözünü hatırlatıyordu. İsa Mesih Tanrı’nın bu düşüncesini net olarak uyguluyordu. İsa Mesih benzetmesinde onların sosyal yaşamları ile ilgili bir örnek veriyor. Gerçekten de bir insanın birçok koyunu olsa bile tek bir koyununu dahi kaybetse rahat uyuyamaz. İşte bu dışladığınız insanlar Tanrı’nın kaybolmuş çocuklarıdır. Aynı şekilde bir savaşta ağır yaralanmış askerleri şifa bulan askerler için komutanları büyük bir sevinç duyar. 1999 depreminde onca insan öldüğü halde göçük içinden çıkan tek bir insan için ne kadar sevindiğimizi hatırlıyoruz. Bir can ne kadar da değerlidir. Kimse “Zaten on beş bin kişi ölmüş, varsın bir kişi daha ölsün” dememiştir. Tanrı’nın merhameti de böyledir. Rab bizi dincilik ve yasacılık tehlikesinden korusun. Rab kayıp koyunları için endişe etmeseydi ve İsa Mesih’i göndermeseydi biz asla kurtulamazdık. İsa Mesih doktordur, ilaç dolu çantayla insanlara şifa vermeye gelmiştir. Çantada Tanrının sözü, sevgisi, merhameti ve Kutsal Ruhu vardı. Günah depreminde ne kadar çok insan kurtarılırsa göklerde de o kadar büyük sevinç duyulacaktır.

İsa bizim iyi çobanımızdır. Rab İsa neye ihtiyaç duyduğumuzu biliyor. Bizim yerimizde çarmıhta cezamızı çekmiştir ve tövbe eden herkes bu sayede kurtulur. Aslında bizi sarmak Baba’nın çok büyük bir arzusudur. İsa’ya gelen artık eski yaşamına dönmek istemez. Döndüğü zaman yüreği mahzun olur.

İsa Mesih’in sözleri o günahkârların yüreklerine o kadar büyük bir ümit koyuyordu ki... O zamanki din adamları ise hâlâ kurban kesmekle Tanrı’yı hoşnut edebileceklerini sanıyorlardı.

Matta 5:7 Ne mutlu merhametli olanlara! Çünkü onlar merhamet bulacaklar.

Matta 9: 13 İsa bunu duyunca şöyle dedi: “Sağlamların değil, hastaların hekime ihtiyacı var. Gidin de, ‘Ben kurban değil, merhamet isterim’ sözünün anlamını öğrenin. Çünkü ben doğru kişileri değil, günahkârları çağırmaya geldim.

Tanrı “Siz benim çağırdıklarımı tekmeyle dışarı atmayın” diyordu.

Luka 1: 78 Çünkü Tanrımız’ın yüreği merhamet doludur.

Yakup 2:13 Çünkü yargı merhamet göstermeyene karşı merhametsizdir. Merhamet yargıya galip gelir.

Tanrının bize olan merhameti bize gelecek olan yargıya “dur” dedi.

1.Petrus 1: 3 Rabbimiz İsa Mesih’in Tanrısı ve Babası’na övgüler olsun. Çünkü O büyük merhametiyle yeniden doğmamızı sağladı. İsa Mesih’i ölümden diriltmekle bizi yaşayan bir umuda, çürümez, lekesiz, solmaz bir mirasa kavuşturdu. Bu miras sizin için göklerde saklıdır.

1.Petrus 2: 10 Bir zamanlar halk değildiniz, ama şimdi Tanrı’nın halkısınız. Bir zamanlar merhamete erişmemiştiniz, şimdiyse merhamete eriştiniz

Bir zamanlar yargıya müstahaktır. Tanrı’nın nefret ettiği şeylerle yaşıyorduk sonra İsa’nın haberini işittik. Durum böyleyken yüreğimizi dünya değil, İsa Mesih’in tatlı, huzurlu, sakinlik veren merhamet yüreği çeksin. O bizi sarmak ve kucaklamak istiyor. Ferisiler ve din adamları kapıları günahkârlara kapatıyorlardı. Bugün Türkiye’de de din adamları insanları Tanrı’nın sevgisinden uzaklaştırıyorlar. Oysa Rab doğru bir kimsenin olmadığını söylüyor. Ancak İsa Mesih bize doğruluk verebilir. Tanrı’ya şükürler olsun ki elimizde İncil vardır. İsa Mesih’in duaları vardır: “Baba, benim olduğum yerde onlar da olsunlar”, “Baba, onları affet, ne yaptıklarını bilmiyorlar”.

İsa cinli adamın içindeki cini azarladı. Adam şifa bulunca İsa’yı takip etmek istedi. Bize de bu adam gibi şifa alınca hiçbir yere gitmek istemeyiz. İsa Mesih yaşam pınarıdır. O’nun adı ebedi hayattır. Rab bizi sırf bu dünya için seçmedi. İsa’ya iman ediyorsanız ebediyen cennette yaşayacaksınız.

Size Kutsal kitaptan yaşanmış bir hikayeden bahsedeceğim Süleyman peygamberi hepiniz işitmişsiniz onun zamanında yaşanmış bir hikayedir

1. Krallar 3:17-27 Kadınlardan biri krala şöyle dedi: "Efendim, bu kadınla ben aynı evde kalıyoruz. Birlikte kaldığımız sırada ben bir çocuk doğurdum. İki gün sonra da o doğurdu. Evde yalnızdık, ikimizden başka kimse yoktu. Bu kadın geceleyin çocuğunun üzerine yattığı için çocuk ölmüş. Gece yarısı, ben kulun uyurken, kalkıp çocuğumu almış, koynuna yatırmış, kendi ölü çocuğunu da benim koynuma koymuş. Sabahleyin oğlumu emzirmek için kalktığımda, onu ölmüş buldum. Ama sabah aydınlığında dikkatle bakınca, onun benim doğurduğum çocuk olmadığını anladım." Öbür kadın, "Hayır! Yaşayan çocuk benim, ölü olan senin!" diye çıkıştı. Birinci kadın, "Hayır! Ölen çocuk senin, yaşayan çocuk benim!" diye diretti. Kralın önünde böyle tartışıp durdular. Kral, "Biri, 'Yaşayan çocuk benim, ölü olan senin diyor, öbürü, 'Hayır! Ölen çocuk senin, yaşayan benim diyor. O halde bana bir kılıç getirin!" dedi. Kılıç getirilince, kral, "Yaşayan çocuğu ikiye bölüp yarısını birine, yarısını öbürüne verin!" diye buyurdu. Yüreği oğlunun acısıyla sızlayan, çocuğun gerçek annesi krala, "Aman efendim, sakın çocuğu öldürmeyin! Ona verin!" dedi. Öbür kadınsa, "Çocuk ne benim, ne de senin olsun, onu ikiye bölsünler!" dedi. O zaman kral kararını verdi: "Sakın çocuğu öldürmeyin! Birinci kadına verin, çünkü gerçek annesi odur."

Bu yaşanmış hikâyede görüyoruz ki çocuğun gerçek annesi kırar Süleyman’a çocuğu sakın öldürmeyin o yaşasın yeter; ben ondan uzak yaşamanın acısını çekmeye razıyım dedi çocuğun öldürülmesini engelledi. Çünkü çocuğun gerçek annesiydi. Diğer kadın ise çocuğun gerçek annesi olmadığı için çocuk öldürürsün ne bana nede ona olsun dedi

İşte bugün de dünyada bizi sahiplenen güçler vardır. Bizim için kendini kim feda etti? Kim “Sen yaşa, ben öleyim” dedi? İsa Mesih bizim gerçek sahibimiz olarak Siz yaşayın ben öleyim diyerek O zamanki en kötü idam aleti olan çarmıh üzerine asılarak kendini bizim için ölüme teslim etti. Çünkü İsa Mesih bizim gerçek kurtarıcımızdır.

Bu nedenle kim bizim kurtarıcımızdır diye iyi etüt edelim

Tanrı da O’na “Oğlum, Ben Seni dirilteceğim ve onların da günahlarını kaldırıp seninle birlikte dirilteceğim” dedi. Haleluya! Artık biz İsa’nın soy ağacındayız. Kutsallar sonsuz yaşamı miras alacaktır. Sahibinizi iyi seçin, aldanmayın. Çobanınızı iyi tanıyın. Kurtarıcı sıfatıyla gelen din kurucularına ve diğerlerine karşı uyanık olun çünkü onlar bizi mahvoluşa götürmek isteyen yalancılardır. Ama Tanrıya şükür oluşunki İsa Mesihi kurtarıcımız olarak dünyamıza göndererek bizi onda kurtarmıştır.

Tanrı sizi bereketlesin ve kutsasın.

Dirisu Kilisesi

Bedri Peker

Sitemize Hoşgeldiniz

2016 Noel Etkinliği

Mobil Görünüm