Tanrı Mesih’ten Habersiz Olanları Kurtarmak İçin Tutku Taşıyan İnsanlar Arıyor

30.06.20013

Luka 9: 57- 62
Yolda giderlerken bir adam İsa’ya, “Nereye gidersen, senin ardından geleceğim” dedi. İsa ona, “Tilkilerin ini, kuşların yuvası var, ama İnsanoğlunun başını yaslayacak bir yeri yok” dedi. Bir başkasına, “Ardımdan gel” dedi. Adam ise, “İzin ver, önce gidip babamı gömeyim” dedi. İsa ona şöyle dedi: “Bırak ölüleri, kendi ölülerini kendileri gömsün. Sen gidip Tanrı’nın Egemenliğini duyur.” Bir başkası, “Ya Rab” dedi, “Senin ardından geleceğim ama izin ver, önce evimdekilerle vedalaşayım.” İsa ona, “Sabanı tutup da geriye bakan, Tanrı’nın Egemenliği ’ne layık değildir” dedi.

Luka 10 : 1- 2
Bu olaylardan sonra Rab yetmiş kişi daha görevlendirdi. Bunları ikişer ikişer, kendisinin gideceği her kente, her yere kendi önünden gönderdi. 2Onlara, “Ürün bol, ama işçi az” dedi, “Bu nedenle ürünün sahibi Rab’be yalvarın, ürününü kaldıracak işçiler göndersin.

Rab Daha önce on iki kişiyi Tanrının egemenliğini duyurmak için seçip göndermişti. Şimdi ise yetmiş kişiyi Ruhsal hizmet için görevlendirdi. Neden yetmiş Kişi diye düşündüm. Bu yetmiş kişiyi seçmeden Rab üç örnekle Tanrının işinde sadakatin önemine vurgu yaptı.

Birine ardımdan gel deyince adam önce babamı gömeyim sonra gelip hizmet ederim dedi. Rab İsa ise bırak ölüler kendi ölülerini gömsün sen git Tanrının egemenliğini duyur diye uyardı. Yani Tanrının ölüleri dirilten egemenliğinin haberini duyur dedi. Çünkü Mesih’iz herkes ruhsal acıdan ölüdür dünyanın ölü işleri ile uğraşma yaşama götüren incili duyurma hizmetine kendini ada dedi. Bu uyarı Babanı sevme veya görevini yerine getirme anlamında kesinlikle değil önce Tanrının herkese yaşam veren işine önem ver demektir. Bazı İncil yorumcuları Babamı gömeyim ayetini, bırak babam ölene dek ona bakayım diye yorumlarlar. Fakat hangi anlamda olursa olsun Tanrının egemenliğinin hizmetini her şeyden üstün tutmalıyız.

Rab bir başkasını İncili yayma hizmeti için görevlendirmek istediğinde O kişi Rabbe bırak önce gideyim ailemle vedalaşayım sonra ardından geleyim dedi. Rab Sabana el uzatıp arkasına bakan Tanrının işine hizmet etmeye layık değildir dedi. Rabin işine bakan hizmet edenin aklı ve yüreği başka yerde olmamalı. Toprağı ekmek için çift süren kişi arkasına baktığında ekeceği toprağın tohum yarıklarını bozar ve ürün telef olur. Bu nedenle Rab ruhsal ürün için gerçekten adanmış işçiler arıyor.

Hemen bu örnekleri verdikten sonra Rab yetmiş kişiyi hizmet için seçti Deme ’ki bu yetmiş kişi onun istediği şekilde adanmış olan öğrencilerdi Rabin incili yayma hizmetini yarıda bırakmayacak kişilerdi. Düşünüyorum binlerce kişi İsa’nın ardından gidiyordu ama içlerinde çok az kişi İsa’nın gerçek öğrencileri olarak onu takip ediyordu veya Tanrının işini yapmak için sadık işçilerdi. Bu nedenle Rab Öğrencilerine dua edin ’ki benim istediğim anlamda işçiler çıksın; ürün çok işçi az dedi. Binlerce takipçi içinde havarilerle birlikte ancak yüz yirmi kişi İsa Mesihi bütün yürekleriyle takip ediyordu. Fakat bu yüz yirmi kişi Mesih’e olan tutku dolu sadık yüreklerinden dolayı dünyayı İncil ışığıyla aydınlattılar.

Biz ne durumdayız yaşamımızın bütün alanlarını ona adadık mı yoksa örnekteki gibi önce şunu yapayım, önce bunu yapayım diye İsa’dan ve Tanrının hizmetinden daha önemli olan önceliklerimiz mi var. Rab bizi uyandırsın yaşama amacımızın Tanrının egemenliğine hizmet etme olduğunu hatırlatsın. İsa’nın Ruhsal bedeni olan kilisesinin dünyada bulunmasının amacı budur yoksa Rab Kilisesini bu bozulmuş dünyada tutmak istemez.

Romalılar 10: 12- 14
Çünkü Yahudi Grek ayrımı yoktur, aynı Rab hepsinin Rabbi’dir. Kendisini çağıranların tümüne eliaçıktır. “Rab’bi adıyla çağıran herkes kurtulacak.” Ama iman etmedikleri kişiyi nasıl çağıracaklar? Duymadıkları kişiye nasıl iman edecekler? Tanrı sözünü yayan olmazsa, nasıl duyacaklar? Sözü yaymaya gönderilmezlerse, sözü nasıl yayacaklar? Yazılmış olduğu gibi: “İyi haber müjdeleyenlerin ayakları ne güzeldir!”

Bizim Mesih’in sadık öğrencileri olarak İncili duyurma görevimiz vardır. Biz dünyayı ve kendimizi memnun etmek için seçilmedik. Biz göklerin egemenliğinde yaşıyorsak göklerin egemenliğini duyurup çalışmalıyız Tanrıya ve kilisesine bütün yüreğimizle ruhsal ve fiziksel olarak hizmet etmeliyiz.Kutsal kitap diyor ki İnsanlar tanımadıkları kişiye nasıl iman ede bilirler. Tanrının Sözünü yayan olmasa İnsanlar kurtulmak için İsa’ya nasıl iman edebilirler. Bu nedenle İnsanların iyi haber aracılığıyla kurtulmaları için Rabin sözünü dışardaki insanlara müjdeme için Rabin sadık müjdeci örneğindeki gibi önceliğimizin bu olduğunu görmeliyiz.

Tanrının yanında Türk, Kürt, Ermeni, Zenci, Beyaz, Kadın Erkek, çok günahlı, az günahlı ayrımı yoktur. İncil bütün insanlar için Tanrının kurtarış haberidir. Herkim İsa Mesihi Rabi ve kurtarıcısı olarak yürekten kabul eder ve ağzıyla ikrar ederse sonsuz azaba uğramayacaktır ve sonsuz yaşama kavuşacaktır.

İşte sevgili kardeşler Rab hepimizi bu şerefli hizmet için çağırıp seçti bu çağrılmış lığa sadık olalım ve İncili duyurmada etkin olalım. Ödülümüz Rabin elinden alacağız.

Dirisu Kilisesi

Bedri Peker

İman Edenlerde Görülecek Belirtiler

23.06.2013

Markos 16:9-19
İsa, haftanın ilk günü sabah erkenden dirildiği zaman önce Mecdelli Meryem’e göründü. Ondan yedi cin kovmuştu. Meryem gitti, İsa’yla bulunmuş olan, şimdiyse yas tutup gözyaşı döken öğrencilerine haberi verdi. Ne var ki onlar, İsa’nın yaşadığını, Meryem’e göründüğünü duyunca inanmadılar. Bundan sonra İsa kırlara doğru yürümekte olan öğrencilerinden ikisine değişik bir biçimde göründü. Bunlar geri dönüp öbürlerine haber verdiler, ama öbürleri bunlara da inanmadılar.İsa daha sonra, sofrada otururlarken Onbirler’e göründü. Onları imansızlıklarından ve yüreklerinin duygusuzluğundan ötürü azarladı. Çünkü kendisini diri görenlere inanmamışlardı. İsa onlara şöyle buyurdu: “Dünyanın her yanına gidin, Müjde’yi bütün yaratılışa duyurun. İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek. İman edenlerle birlikte görülecek belirtiler şunlardır: Benim adımla cinleri kovacaklar, yeni dillerle konuşacaklar, yılanları elleriyle tutacaklar. Öldürücü bir zehir içseler bile, zarar görmeyecekler. Ellerini hastaların üzerine koyacaklar ve hastalar iyileşecek.” Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrı’nın sağında oturdu.

Bunlar İsa Mesih dirildikten sonra öğrencileriyle paylaştığı sözlerdir. İsa Mesih ölmeden önce ölüp dirileceğini öğrencilerine söylemişti. O öldükten sonra birçok kişiye göründü. Bu kişiler gelip durumu öğrencilere bildirdikleri halde öğrenciler onlara inanmadılar. En sonunda 14. ayette bizzat öğrencilerine göründüğü halde onlar hâlâ inanmayınca İsa Mesih onları imansızlıklarından dolayı azarladı. Rab imanla çalışır. Eğer hayatımızda İsa Mesih’in ölüp dirildiğine dair bir imansızlık varsa Rab bizi azarlar. İman ettiğimizde ise Rab sevinir. İman olmadan Rab’bi hoşnut etmek olanaksızdır.

İsa öğrencilere şöyle bir buyruk verdi: “gidin müjdeyi tüm dünyaya duyurun”. İsa Mesih Şeytan’ın işlerini bozmak, lanetini kaldırmak, günahlarımızı bağışlamak, bizi ölümden kurtarmak için çarmıhta öldü. Kim insanların günahlarını bağışlayıp günahlarının bedelini ödeyebilir? Bunu yapabilecek olan ancak İsa Mesih’tir. İsa Mesih’in ismini çağıran kurtulacaktır.

17. ayette iman edenlerin sahip olacakları özelliklerle ilgili şaşırtıcı ifadeler görüyoruz. Tanrı’nın sözü gerçektir olduğuna göre buradaki ifadeler gerçektir. Peki, iman eden kişi kimdir? İsa Mesih’in günahkârlar için ölüp dirildiğine ve bu sayede günahlarının bağışlandığına inanan kişidir. Buna iman ettikten sonra artık Kutsal Ruh içimizde yaşayacaktır.

Peki, acaba neden iman edenlerde bu belirtileri göremiyoruz. Bu söze iman edip itaat etmek gerekir çünkü İsa Mesih bu belirtilerin bizlerde görüleceğini söylüyor. Hayatınızda bu mucizeleri göremiyorsanız kendinizi yargılamayın. İsa Mesih’e iman ettiğinizde zaten Tanrı’nın çocuğu olmuşsunuz demektir. Ancak bu belirtiler bize ve başkalarına bereket getirecektir. Peki, neden bu belirtiler bizde görünmüyor?

Elçilerin İşleri 19:11-20
Tanrı, Pavlus’un eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu. Şöyle ki, Pavlus’un bedenine değen peşkir ve peştamallar hasta olanlara götürüldüğünde, hastalıkları yok oluyor, kötü ruhlar içlerinden çıkıyordu. Çevrede dolaşıp kötü ruhları kovmakla uğraşan bazı Yahudiler de kötü ruhlara tutsak olanları Rab İsa’nın adını anarak kurtarmaya kalkıştılar. “Pavlus’un tanıttığı İsa’nın adıyla size emrediyoruz!” diyorlardı. Bunu yapanlar arasında Skeva adlı bir Yahudi başkâhinin yedi oğlu da vardı. Kötü ruh ise onlara şöyle karşılık verdi: “İsa’yı biliyor, Pavlus’u da tanıyorum, ama siz kimsiniz?” İçinde kötü ruh bulunan adam onlara saldırdı, hepsini alt ederek bozguna uğrattı. Öyle ki, o evden çıplak ve yaralı olarak kaçtılar. Bu haber, Efes’te yaşayan bütün Yahudiler’le Grekler’e ulaştı. Hepsini bir korku aldı ve Rab İsa’nın adı büyük bir saygınlık kazandı. İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu. Büyücülükle uğraşmış bir sürü kişi de kitaplarını toplayıp herkesin önünde yaktılar. Kitapların değerini hesapladıklarında toplam elli bin gümüş tuttuğunu gördüler. Böylelikle Rab’bin sözü güçlü biçimde yayılıp etkinlik kazanıyordu.

Burada elçi Pavlus’ta Kutsal Ruh’un iyice işlediğini görüyoruz. Öyle ki peştamalına dokunanlar bile iyileşiyordu. Burada Tanrı’nın kuvvetinin kimde işlediği açıkça görülüyor. İsa Mesih’in Ruhu Pavlus’un içindeydi. Mucize yaratan Pavlus değil onun içindeki Mesih’in Ruhu’ydu. Diğer adamda ise Mesih’in Ruhu olmadığı için kötü ruh ona saldırabilmişti. Mesih’i sırf aklıyla tanıyan kişide mucizeler görülemez. O’na yürekten inanan ve O’nu yürekten tanıyan inanan kişi Mesih’le bir olur.

Ancak bazen içimizde Mesih’in Ruhu olduğu halde mucize göremiyorsak nerede sorun yaşıyoruz?

Galatyalılar 5:16-17
Şunu demek istiyorum: Kutsal Ruh’un yönetiminde yaşayın. O zaman benliğin tutkularını asla yerine getirmezsiniz.Çünkü benlik Ruh’a, Ruh da benliğe aykırı olanı arzular. Bunlar birbirine karşıttır; sonuç olarak, istediğinizi yapamıyorsunuz.

İman eden kişide benlikle içindeki Mesih’in Ruhu savaş halindedir. Bu durumda imanlılar benliğe bağlı yaşama tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Her gün Rab’de yaşamayıp dünyevi insanlar gibi yaşarsak bizde Rab’bin mucizeleri görünemez.

Romalılar 8:13
Çünkü benliğe göre yaşarsanız öleceksiniz; ama bedenin kötü işlerini Ruh’la öldürürseniz yaşayacaksınız.

Burada ruhsal ölümden söz ediliyor. Bundan dolayı bir kişi İsa Mesih’e iman ettiği halde dünyevi bir yaşam sürüyorsa o zaman benliğe göre yaşamaktadır ve Mesih’in Ruhu içinde hareket edemediği için bu kişi ruhsal olarak ürünsüz ve işlevsiz sayılır. Bunun aksine Tanrı’yla ruhsal paydaşlık ne kadar güçlü olursa iman da o kadar güçlü olur. İmanımız ölçüsünde Tanrı’nın kudretini de görürüz.

Özetle kimlerde mucize görülmez?

1) Yeniden doğmamış kişilerde.

2) Yeniden doğmuş olduğu halde dünyevi bir hayat sürdürenlerde.

Efesliler 1:18-19
O’nun çağrısından doğan umudu, kutsallara verdiği mirasın yüce zenginliğini ve iman eden bizler için etkin olan kudretinin aşkın büyüklüğünü anlamanız için, yüreklerinizin gözleri aydınlansın diye dua ediyorum. Bu kudret, Tanrı’nın, Mesih’i ölümden diriltirken ve göksel yerlerde sağında oturturken O’nda sergilediği üstün güçle aynı etkinliktedir.

Pavlus burada iman edenlerin içinde Tanrı’nın kudreti olduğunu söylüyor. Keşke imanlılar bunu bilse! Pavlus bunu çok iyi anlıyordu!

Elçilerin İşleri 3:6-10
Petrus, “Bende altın ve gümüş yok, ama bende olanı sana veriyorum” dedi. “Nasıralı İsa Mesih’in adıyla, yürü!” Sonra onu sağ elinden kavrayıp kaldırdı. Adamın ayakları ve bilekleri o anda sapasağlam oldu. Sıçrayıp ayağa kalktı, yürümeye başladı. Yürüyüp sıçrayarak, Tanrı’yı överek onlarla birlikte tapınağa girdi. Bütün halk, onun yürüyüp Tanrı’yı övdüğünü gördü. Onun, tapınağın Güzel Kapısı’nda oturup para dilenen kişi olduğunu anlayınca ondaki değişiklik karşısında büyük bir hayret ve şaşkınlığa düştüler.

İnsanlar bu mucizeyi görünce kalabalık toplandı. Petrus bu mucizenin kendisinden dolayı olmadığını söyledi. Nedenini 3:16’da söylüyor. Bu mucizelerde iki önemli husus vardı: İsa Mesih’e iman ve İsa Mesih’in adı. İman ettiğimizde İsa Mesih İçimizde yaşıyor, İsa Mesih adıyla ilan ettiğimizde Ruh harekete geçrek mucizeleri gerçekleştirir. İsa Mesih Şeytan’ı ve ölümü yenen isimdir. Bizim zayıflığımız İsa Mesih’in adındaki güce iman etmememizden kaynaklanır. İsa Mesih’in adında harika güç vardır.

Dirisu Kilisesi – Misafir Vaiz

Yohanna

Kutsal Ruh’la Mesh Ediliş Hizmeti

16.06.2013

Öncelikle size bir soru sormak istiyorum: Sizce Türkiye’de Hristiyan olmak zor mudur? İnancımızı yaşamakta, duyurmakta zorluk çekiyor muyuz? Evet, çekiyoruz. Peki zorluk çeken bir tek biz miyiz? Elçiler zamanında böyle sıkıntılar yok muydu? Elçiler de Rab’bin sözünü duyurmak adına aynı bizim gibi zorluklarla karşılaştılar. Ancak onların yaşamında sevinç vardı. Bu sevinç Kutsal Ruh’tan geliyordu. Kutsal Ruh’un insanda yarattığı farkı anlamak için elçilerin tutumlarına bakalım. İsa çarmıhtayken Petrus, Yuhanna O’nun yanında değildi. Hepsi korkudan kaçışmıştı. Oysa Kutsal Ruh’u aldıkları zaman İsa’yı cesaretle duyurmaya başladılar çünkü Kutsal Ruh onlara her şeyi hatırlatmıştı. İşte Kutsal Ruh’un bizde yarattığı değişim böyle bir şeydir. Bu yüzden İsa’yı bilgiyle değil Kutsal Ruh’la tanımalıyız.

Şunu bilmeliyiz ki Kutsal Ruh aramızdadır, yaşamımızdadır, bizi ikna eder. İsa Mesih’e iman ettiğimizde Kutsal Ruh artık içimizde yaşamaya başlar. Kutsal Ruh bununla yetinmez ve hizmet ederken de bize cesaret ve güç verir. Kendi gücümüzle hizmet ettiğimizde elimizden bir şey gelmez ama Ruh’la her şeyi yapabiliriz.

Yasanın Tekrarı 24:20
Zeytin ağaçlarınızı dövüp ürününü topladığınızda, dallarda kalanı toplamak için geri dönmeyeceksiniz. Kalanları yabancıya, öksüze, dul kadına bırakacaksınız.

Rab’bimiz fakirleri, açları düşünen bir Tanrı’dır. Ancak bu ayette anlatılmak istenenin hepsi bu değildir. Zeytin ağacı Kutsal Kitap’ta bir benzetme olarak da sık sık kullanılır ve derin bir anlamı vardır.

Mezmur 52:8
Ama ben Tanrı’nın evinde yeşeren zeytin ağacı gibiyim, Sonsuza dek Tanrı’nın sevgisine güvenirim.

Burada Davut kendini bir zeytin ağacına benzetiyor. Bizler de bir imanlı olarak böyleyiz. Yeşerir ve ardından da meyve veririz. Zeytin ağacı gölge verecek yapıda değildir. En önemli özelliği verdiği meyve ve meyvesinden çıkan yağdır. Zekeriya 4’te sözü geçen iki tanık da zeytin ağacına benzetilir. Ayrıca Romalılar 11’de İsrail ve kilise zeytin ağacına benzetilir.

Yasanın Tekrarı 28:40
Ülkenizin her yerinde zeytinlikleriniz olacak, ama zeytinyağı sürünmeyeceksiniz. Zeytin ağaçlarınız ürününü yere dökecek.

Tanrı neden böyle söylüyor? Kutsal Kitap’a baktığımızda bunun lanetten kaynaklandığını görürüz. Zeytin ağacından zeytinin kendiliğinden dökülmesi lanet göstergesidir. Zeytinin zeytin ağacından nasıl toplanması gerektiğine Kutsal Kitap’tan bakalım.

Yeşaya 17:6
Çok az kişi kurtulacak. Artakalanların sayısı, dövüldükten sonra tepesinde iki üç, Dal uçlarında dört beş zeytin tanesi kalan Zeytin ağacı gibi olacak. İsrail’in Tanrısı RAB böyle diyor.

Zeytinler uzun bir sopa yardımıyla, vurularak toplanır. Yaşam değiştiren bir güç istiyorsak o sopayla zeytinlerimizin toplanması gerekir. O sopa çarmıhtır. Meyvelerimiz dökülüp sıkıştıkça çıkan yağla methedilişimizin gücü ortaya çıkar.

Mika 6:15
Ekecek, ama biçemeyeceksiniz. Zeytin ezecek, ama yağını sürünemeyeceksiniz. Üzümü sıkacak, ama şarabını içemeyeceksiniz.

Eski Antlaşma’da bu yağ Rab’bin gücünü, meshedişini simgeler. Biz iman da bir zeytin ağacı olarak dikildik ama Rab meyve verip yağ sürünmemizi ister.

Mısır’dan Çıkış 30:32
İnsan bedenine dökülmeyecek. Aynı reçeteyle benzeri yapılmayacak. O kutsaldır ve sizin için kutsal olacaktır.

Bu yağ doğrudan bedene dökülmez. Musa Harun’u yağla meshetmeden önce Harun başkahin kıyafetini giyindi. Musa ancak bundan sonra onun üzerine yağı döktü. Biz de Mesih’i giyinmeden meshedilemeyiz. Benlikle yapılan hizmeti de Rab kabul etmez. Bu yağ nedir, neyi simgeler? Ruh’un üzerimize gelmesini simgeler. O kadar güçlüdür ki Tanrı’nın Egemenliği’nin gelmesi gibidir. Ruh bizi örtünce Tanrı’nın gücü bizde etkin olur. Eski kişiliğimiz iptal olunca Rabbin Meshının hoş kokusu bizde ortaya çıkar.

1. Korintliler 4:20
Çünkü Tanrı’nın Egemenliği lafta değil, güçtedir.

Markos 6:13
Birçok cin kovdular; birçok hastayı, üzerlerine yağ sürerek iyileştirdiler.

Yakup 5:14
İçinizden biri hasta mı, kilisenin ihtiyarlarını çağırtsın; Rab’bin adıyla üzerine yağ sürüp onun için dua etsinler.

Bu yağda bir mucize mi var? Hayır, bu Rab’bin meshedişinin simgesidir. Tanrı sözünü değiştirmez ve mutlaka yerine getirir.
İsa Mesih’e iman edip Kutsal Ruh içimizde yaşamaya başladığı zaman karakterimiz Mesih’in benzerliğinde değişmeye başlar. Peki yaşamımızda hizmet ne zaman ortaya çıkmaya başlar?

Elçilerin İşleri 1:8
“Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Yeruşalim’de, bütün Yahudiye ve Samiriye’de ve dünyanın dört bucağında benim tanıklarım olacaksınız.”

İsa Mesih Kutsal Ruh’u öğrencilerine verdi ama bu sadece kurtuluşumuzu sağlar. Hizmet için Ruh armağanları bizde etkin olamalı. Aradığımız güç, değişim Rab’bin Ruhu’nun üzerimizde etkin olmasından kaynaklanır.

2. Korintliler 3:17-18
Rab Ruh’tur, Rab’bin Ruhu neredeyse orada özgürlük vardır. Ve biz hepimiz peçesiz yüzle Rab’bin yüceliğini görerek yücelik üstüne yücelikle O’na benzer olmak üzere değiştiriliyoruz. Bu da Ruh olan Rab sayesinde oluyor.

İman ettiğimizde içimizdeki Rab’bin Ruhu’nun bizi nasıl değiştirdiğini anlatıyor.

Luka 4:18-19
“Rab’bin Ruhu üzerimdedir. Çünkü O beni yoksullara Müjde’yi iletmek için meshetti*. Tutsaklara serbest bırakılacaklarını, Körlere gözlerinin açılacağını duyurmak için, Ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak Ve Rab’bin lütuf yılını ilan etmek için Beni gönderdi.”

Ruh benim üzerimdedir diyor! Bizler kurtulduk ama Ruh’un üzerimizde etkin olmasına ihtiyacımız var. Ancak o zaman yaşamımızda hizmet ortaya çıkar ve bunu Rab’den talep etmeliyiz.
Eski Antlaşma’da Harun İsa Mesih’i temsil eder. İsa Mesih başkâhindir. Harun soyunun meshedilmesi gibi İsa Mesih’ten dolayı biz de meshedileceğiz. Elçilerin İşleri 2’de Rab, bütün halkının üzerine Ruh’unu dökecek denen sözün yerine geldiğini söylüyor. Tanrı her yeniden doğmuş kişiyi hizmete çağırır. Bazen insanlar yeniden doğup bundan aldıkları sevinçle yetiniyorlar. Meshediliş gelmedikçe yüreğimizde arzuladığımız şeyler gerçekleşmeyecek. Zeytin ağacından dövülerek toplanan meyve gibi eski adamımızda çarmıhta kalmaya zorlanmalı. Özellikle de bu zor günlerde meshedilişimiz artsın diye dua etmeliyiz. Rab’bin eli Kutsal Ruh’tur. Aradığımız cevap budur. Rab’bin gücünün bizi örtmesine ve çarmıhın nefsimizi dövmesine ihtiyacımız var. Bu bir karardır. Bu her gün almamız gereken bir karardır.

Rab sizi bereketlesin kardeşler.

Dirisu Kilisesi – Misafir Vaaiz

Volkan Er

Mutluluğu Rab’de Aramalıyız

09.06.2013

Sevgili kardeşler,

Rab’be bugün de şükrediyoruz, çünkü O bizlerde iyi bir işe başladı, hem de çok iyi bir iştir bu.. Yüceler Yücesi, sevgi olan, sonsuz yaşam olan, adil ve kutsal olan Tanrı bizi kendine çekti, bizi bağışladı ve kendisine ayırdı…O’na sadık kaldıkça O bu iyi işi sonuçlandıracaktır. Ve Kendisini tanımamız sonucunda yaşamamız ve Tanrı yolunda yürümemiz için gereken her şeyi bize verdi. Bunları Rab bize O’nun yolunda yürüyelim ve O’nunla mutlu olalım diye verdi.

Tanrı sözünü paylaşmamızın amacı Rab’bin bize sözüyle dokunması ve bizi adanmış imanlılar haline getirmesidir. Rab bugün sözü paylaşılırken tekrar yüreklerimize dokunsun ve bizi kendisine bir adım olsun daha da yaklaştırsın. O’ndan zevk alalım ve her iyi işte bizi bina etsin.

Yakup 1:22-25
Tanrı sözünü yalnız duymakla kalmayın, sözün uygulayıcıları da olun. Yoksa kendinizi aldatmış olursunuz. Çünkü sözün dinleyicisi olup da uygulayıcısı olmayan kişi, aynada kendi doğal yüzüne bakan kişiye benzer. Kendini görür, sonra gider ve nasıl bir kişi olduğunu hemen unutur. Oysa mükemmel yasaya, özgürlük yasasına yakından bakıp ona bağlı kalan, unutkan dinleyici değil de etkin uygulayıcı olan kişi, yaptıklarıyla mutlu olacaktır.”

Benzetmeler çok güzel ve bizler için aşikardır. Elçi burada her insanın deneyim ettiği bir olaydan söz ediyor..Aynaya bakan bir insan resmi var burada..İnsan aynada kendi yüzüne baktıktan sonra yüzünün tam bir resmini aklında tutamıyor, değil mi? Hiç dikkat ettiniz mi buna? Aynaya bakın, sonra gidin, aradan bir süre geçtiğinde bir bakmışsınız aynada gördüğünüz görüntü aklınızdan kaybolmuş. Ama aynaya baktığınız sürece tüm özelliklerimizi ayrıntılarıyla görür takip ederiz; ama aynadan yüz çevirdiğimizde aklımızdaki imge kaybolur. Aynaya bakarken, kendimizdeki tüm kusurları, kirlilikleri görürüz ve düzeltmek için eyleme geçeriz. Bir yara, bozukluk, çirkinliği aynada görürüz..Aynaya bakmadığımızda bunları görmediğimiz gibi bunlara dair eyleme geçmek umurumuzda olmaz.

Tanrı’nın sözleri de bizim için bir aynadır. Tanrı’nın sözünü işittiğimizde, sanki gözümüzün önüne bir ayna tutulur. Kutsal Yasa’nın mükemmelliğine ve Müjde’nin özgürlük veren yasası karşısında gördüklerimiz kendi günahlarımız ve kusurlarımızdır. Belki onları düzeltebileceğimizi düşünürüz ama Tanrı sözünü bırakırsak hemen unuturuz.

Ama Tanrı sözünün uygulayıcısı olduğumuz zaman gerçek anlamda bir değişimin içine girebiliriz. Uygulayıcı olduğumuz zaman günahlarımızdan dönüp karakterimizdeki kusurlarımızdan kurtulabiliriz. Ruhlarımız mükemmel yasaya uygun ve Müjde’ye layık biçimde dönüşmeye başlar.

“Doğal yüz” ifadesi, doğamızdan yani doğuştan gelen suretimizi, doğal benliğimizi ifade eder..Ayna, yani Tanrı sözü sürekli kendi durumumuzu bize hatırlatır..Çünkü Tanrı’nın suretinde yaratılmış olmakla birlikte, doğal olarak günahlı bir tabiatımız var. Bu günahlı tabiatımız içindeki benliğimiz Hıristiyan hayatımız için bir sorun yaratıp tanıklığımızı bozmaktadır.Tanrı sözünü işitip onu uygulamadığımızda bu yozlaşmış benliğimizin neye benzediğini unutmuş, göz ardı etmiş ,dikkat etmemiş oluyoruz ve sonuçta benliğin işleri uygulanıyor.

Bizim asıl sorunumuz benliğin tutkularını yerine getirmektir..Benliğin tutkularını yerine getiren bir imanlı gerçek anlamda mutlu olamaz. Kendisini unutan, Tanrı sözüyle beslenmeyen ve onu uygulamayan bir Hıristiyan mutlu olamaz…Mutluluk dediğimizde gelip geçici bir duygudan bahsetmiyoruz..Ruhun derinliklerinde akan ve gerçek Sahibimiz ve Babamıza itaat etmenin sevincinden bahsediyoruz. Yani insanlarda esenlik üretmesi; göksel bir sevinç vermesi, bir kutsama gelmesidir..Ancak Tanrı sözünü etkin biçimde uygulayan kişi yaptıklarıyla mutlu olacaktır. Yeniden doğmuş ve Mesih’in Ruhu’na sahip insan için Tanrı sözünü uygulamak en büyük sevinçtir. Yani nasıl mutlu olabiliriz?

Örneğin; Tanrı’nın sözü bize Müjde’yi duyurmamız buyuruyor. Biz bu sözü işitir ama sonra gider ve unutursak sözün bize faydası olmaz..Ama fırsatlar arayıp Müjde’yi bir kişiye duyurduğumuz zaman içimizde Kutsal Ruh işler ve biz mutlu oluruz. Rab’bin sözünü paylaştığımızda bu mutluluğu yaşıyoruz.

Ya da Tanrı’nın sözü bize “birbirinizi yüreklendirip ruhça geliştirin” diyor. Bu sözü işitir ama sonra gider unutursak bizlere faydası olmaz..Unutkan dinleyici değil de, uygulayıcı olursak birbirimize Rab yolunda yüreklendirirsek Ruh içimizde işler ve mutlu oluruz.

Ya da Tanrı’nın sözü bize sürekli dua edin diyor, Bu sözü işitir, ama unutursak bize faydası olmaz..Ama bu buyruğu yerine getirmek için adım atarsak büyük bir mutluluğa kavuşuruz..Ama Rab bizi duada güçlendirdiğinde bu bize büyük mutluluk verir.

Bu örnekler çoğaltılabilir..Yani sevgili kardeşler, artık bizim için mutluluk Tanrı’nın sözlerinde gizlidir..Tanrı’nın sözü büyük bir ruhsal ganimettir..Rab İsa tarafından bize mutlu olmamız için karşılıksız olarak verilmiş bir hazinedir. Rab İsa zaferi kazanmış ve ganimeti bizlerle paylaşmıştır.

Mezmurlar 19.’da şöyle okuyoruz:

Mezmur 19:7-11
“RAB’bin yasası yetkindir, cana can katar, RAB’bin buyrukları güvenilirdir, Saf adama bilgelik verir,RAB’bin kuralları doğrudur, yüreği sevindirir, RAB’bin buyrukları arıdır, gözleri aydınlatır.RAB korkusu paktır, sonsuza dek kalır, RAB’bin ilkeleri gerçek, tamamen adildir.Onlara altından, bol miktarda saf altından çok istek duyulur, Onlar baldan, süzme petek balından tatlıdır.Uyarırlar kulunu, Onlara uyanların ödülü büyüktür.”

Dünyadaki zengin, büyük servet sahibi insanlar mutluluklarını sahip oldukları hazinelerinden alırlar. Sürekli para kazanmaya, altınlarını artırmaya çalışırlar..Paralarının hesabını yaparlar, çünkü bundan mutluluk duyarlar..Bunun gibi Hıristiyanlar’ın hazinesi ise Rab’bin sözleridir. Mezmurda söylediği gibi saf altından çok ona istek duyulur ve baldan tatlıdır.

Eğer Öyleyse bizim bunu daha fazla keşfetmeye ihtiyacımız var, Rab’bin sözünde bu yazıyorsa onunla mutlu olalım..Yüzümüzü her zaman Tanrı’nın sözüne dönelim..biricik zevkimiz o olursa o zaman Tanrı’dan uzaklaşmayız, ama unutkan dinleyici olursak mutluluğu başka yerlerde, başka yollarda ararız..Bu durum imanlılar arasında görünüyor..Bazı imanlılar bizi şaşırtıyor, yıllarca Rab’de olduğunu düşündüğümüz bir kardeş bir bakıyoruz artık görünmez oluyor.. Bunun nedeni bu imanlıların Tanrı sözünü uygulayıp mutlu olmamalarıdır..Tanrı’nın sözünü okuyup işitmekle yetiniyorlar, ama sonra unutuyorlar. Ve artık Rab onların biricik zevki değildir. Kendimize bunu sormalıyız..Ben Rab’le mutlu muyum?Yoksa dünyada başka heyecanlar ya da mutluluklar mı arıyorum?

Gene Yakup 4. bölümde şöyle okuyoruz:

Yakup 4:5-8
“Sizce Kutsal Yazı boş yere mi şöyle diyor: “Tanrı içimize koyduğu ruhu kıskançlık derecesinde özler.”Yine de bize daha çok lütfeder. Bu nedenle Yazı şöyle diyor: “Tanrı kibirlilere karşıdır, Ama alçakgönüllülere lütfeder.”Bunun için Tanrı’ya bağımlı olun. İblis’e karşı direnin, sizden kaçacaktır.Tanrı’ya yaklaşın, O da size yaklaşacaktır.”

Amin! Kardeşler kıskançlık derecesi diye bir ifade geçiyor burada.

Ve Rab bizlere kendisinin kıskanç bir Tanrı olduğunu açıklamıştır.

Gene Zekeriya’da 8:2-3
“Her Şeye Egemen RAB, “Siyon için büyük kıskançlık duyuyorum” diyor, “Evet, onu şiddetle kıskanıyorum.Siyon’a dönecek ve Yeruşalim’de oturacağım. Yeruşalim’e Sadık Kent, Her Şeye Egemen RAB’bin dağına Kutsal Dağ denecek.”

Kıskançlık sözcüğü bu ne anlama geliyor? Biliyoruz ki sevenler kıskanır, değil mi? Sevdiğinizi başkalarından kıskanırsınız, bu çok normal, doğal ve gerekli bir şey..Kıskançlık karşı tarafa değerli olduğunu hissettiren bir durumdur, elbette normal sınırlar altında.

Burada Rab ruhumuzu kıskançlık derecesinde özlediğini ve bizi ne çok sevdiğini açıklamaktadır. Yani Tanrımız bir başkasıyla ortaklık içinde olmamızı, ilişki kurmamızı yapmamıza dayanamıyor..Bu bir başkası kim olabilir? Bu bir insan olabilir, bir uğraş, bir felsefe ya da ideoloji olabilir..Bir başka ideal, bir başka beklenti, özlem olabilir..Bugün içimizde bunlar var mı? Eğer içimizde Rab’be eşdeğer tuttuğumuz bir özlem, arzu, mutluluk nedeni varsa Rab kıskanmaz demeyelim, buna izin var, buna Rab karışmaz demeyelim, Rab buna bir şey demez demeyelim, bu günah olmaz demeyelim..Rab kıskanıyor olabilir.

Sevgili kardeşler, Rab’be ne zaman bağımlı oluruz, nasıl O’na yaklaşırız? O’nda mutlu olduğumuz zaman.O’nun sözünü uyguladığımız zaman O’na bağımlı oluruz..Bir şey size mutluluk verirse O’na bağımlı olursunuz..Tanrı bize mutluluk verdiğinde O’na bağımlı oluruz…O zaman İblis kaçar.. O’na yaklaşırız ve O da bize yaklaşır.

Eğer Tanrımız kıskanç olduğunu açık açık bildirmişse, O’nu denemeye kalkışmayalım..Onu başka yerlerde mutluluk arayarak kıskandırıp hiddetlendirmeyelim..Bu konuda büyük bir sorumluluğumuz var, dikkat etmeliyiz..Tanrı yüreklerimizi, niyetlerimizi yokluyor..Yeremya 17:10’daBen RAB, herkesi davranışlarına, Yaptıklarının sonucuna göre ödüllendirmek için Yüreği yoklar, düşünceyi denerim” diyor..Yüreğimiz ve düşüncelerimizin yönü nereyi gösteriyor?

Mutluluğumuzu nerede arıyoruz? Bu çok önemli.

İncil’de Kayıp oğul hikayesini bir örnek olarak tekrar hatırlatmak istiyorum.

Luka 15:11-16
Bir adamın iki oğlu vardı” dedi.“Bunlardan küçüğü babasına, ‘Baba’ dedi, ‘Malından payıma düşeni ver bana.’ Baba da servetini iki oğlu arasında paylaştırdı.“Bundan birkaç gün sonra küçük oğul her şeyini toplayıp uzak bir ülkeye gitti. Orada sefahat içinde bir yaşam sürerek varını yoğunu çarçur etti.Delikanlı her şeyini harcadıktan sonra, o ülkede şiddetli bir kıtlık baş gösterdi, o da yokluk çekmeye başladı.Bunun üzerine gidip o ülkenin vatandaşlarından birinin hizmetine girdi. Adam onu, domuz gütmek üzere otlaklarına yolladı.Delikanlı, domuzların yediği keçiboynuzlarıyla karnını doyurmaya can atıyordu. Ama hiç kimse ona bir şey vermedi.”

Bu hikayenin ilk kısmı, sadece buraya kadarki kısmı okumak istedim..Öykünün ilk kısmında Küçük oğul mutluluğu babasından uzakta aramak istedi..Elindeki ona yetmedi, o heyecan, yenilik arıyordu, kendi başına bir şeyler yapmak istiyordu..Böylece babasını bırakıp çekip gitti. Ama sonuçta ne oldu, aradığı mutluluğu babasından uzakta bulabildi mi? Hayır, elindeki bütün parası ona mutluluk getirdi mi? Adamın iki oğlu vardı. Malın payına düşen miktar oldukça fazlaydı, ama gene de Hayır! Felaketler üst üste gelince kendisini tam bir sefalet içerisinde buldu..Domuzlarla birlikte yaşıyordu artık..Onları güdüyor ve hatta onların yemeklerini yemeye can atıyordu.

Kardeşler fazla bir söze gerek yok..Bu benzetme bize bir ibret olmalı..rab esirgesin, ama Göklerdeki babamızı bırakıp mutluluk bulmak için başka ideallerin ardına düşersek ne büyük bir hata yaptığımızı bir gün anlarız..Mutluluğumuz Göksel babamızın yanında, O’nun buyruklarını yerine getirmekte saklıdır.Bunu anlamak için O’nu denemeyelim..Kutsal Tanrı’dan uzaklaşırsak, o zaman kimler bizi karşılaşacak dersiniz.. Baba’nın korumasından, buyruklarından uzaklaşırsak Kutsal Yasa’ya göre kirli bir havyan sayılan domuzlarla, yani murdar ruhlarla karşılaşacağız..Mutlu olmak için onlarla ortaklık kuracağız, baba’yı kıskandıracağız..Ama onlarla ortaklık her zaman ama her zaman felaket getirecektir, çünkü onların bize vereceği bir şey yok.

Bir diğer ibret alacağımız kişi İncil’de kaydedilen Pavlus’un emektaşı Dimas’tır. 2.Ti 4:10’de Pavlus, Dimas’ın bu dünyayı sevdiği için beni terk edip Selanik’e gittiğini söylüyor..Halbuki aynı Dimas PAvlus’un yanında sevgiyle hizmet etmişti ve Koloseliler 4:14’te Sevgili hekim Luka’yla Dimas da size selam ederler” demiştir.

Dimas ne oldu da imanda öz babası Pavlus’u terk etti.. Uzun bir süre Elçinin güvendiği bir kardeşti, ama sonra sorunlar arttı ve elçiyi kendisine ihtiyaç duyduğu bir anda terk etti..Bunu “bu dünyayı sevdiği için” yaptığını okuyoruz. Mutluluğunu PAvlus’la birlikte Tanrı’ya hizmet etmekte ya da Tanrı sözünü yerine getirmekte değil, bu dünyanın rahatında aradı. Sizce Dimas’a ne oldu? Bir daha adı geçmiyor, o kaybolmuş bir kişi oldu.

Pavlus’un emektaşı olarak sona dek onunla acı çekme ayrıcalığını istemedi, mutluluğunu Tanrı sözünü yerine getirmekte değil, dünyada aradı..Ama eminim ki, bu çabası hüsranla sonuçlanmıştır.

Sevgili kardeşler, Yaşadığımız günler kötüdür. Ülkemiz çalkantılı bir dönemden geçiyor, ülke yönetimi ve halk karşı karşıya gelmiş, bir isyan havası, bir hoşnutsuzluk her yanı sarmış…etrafımızda öfkeli, talepleri olan insan kalabalıkları var. Herkes bir şeyler söylüyor, haklarını istiyorlar, diğerleri haklarını vermiyor, karşılık çekişmeler var..Tartışmalar, kavgalar, fikirler, düşünceler akıyor.Çok dua etmeliyiz.Biz imanlılar olarak bu olan bitenden elbette etkileniyoruz. Bizlerde bir tepki vermek zorunda hissediyoruz..Burada açık seçik bir ayartıyla karşı karşıyayız..Yaşananlar benliğimizi kamçılayıp uyandırmaya, tahrik etmeye çalışıyor..Çünkü bizler debu ülkenin vatandaşları olarak dışarıdaki gençlerin, halkın hislerini paylaşıyoruz..İnsanların haklı tepkilerine katılmak istiyoruz.. Bizler de yer alalım, tepkimizi koyalım diye düşünceler bize geliyor.Ancak unutmayalım ki, Tanrı’yı yüceltmek bizim birinci önceliğimizdir..Rab İsa’nın yolunda yürümek bizim karakterimizdir.

Ama Rab bize merhamet etsin kardeşler…. Böyle günlerde bizim Rab’bin karakterine ve Ruhu’na uygun bir tutum içinde bulunmamız, Mesih’in Müjdesi’ne yaraşır düşüncelerde hareket etmemiz çok önemli.. Bizim tepkimiz ancak Kutsal Ruh’un bu olumsuzluklara şifa getirmesi, insanların yüreğine dokunması için dua etmek, aracılık etmektir..Bizler Rab’bin sözlerine itaat edip önce O’nu yüceltelim, mutluluğu, kurtuluşu onda arayalım..Aradıkça bulacağız, buldukça başka yerlere gitmeyeceğiz..Çünkü Rab’bin gelişi yakındır ve O’nun gelişine dek sadık kalmamız, yere düşüp yerde kalmamak için bunu yapmalıyız.

Dirisu Kilisesi

Alper Özharar