Tanrı’nın Gözünde Yüreğimizin Durumu

17 Kasım 2013

Sevgili kardeşler Rab ’bin varlığı bugün bizi tazelesin. Kutsal Ruh hepimizi yenilesin.

Bugün paylaşacağım İncil metni;

Matta 13,1-23
Aynı gün İsa evden çıktı, gidip göl kıyısında oturdu. Çevresinde büyük bir kalabalık toplandı. Bu yüzden İsa tekneye binip oturdu. Bütün kalabalık kıyıda duruyordu. İsa onlara benzetmelerle birçok şey anlattı. “Bakın” dedi, “Ekincinin biri tohum ekmeye çıktı. Ektiği tohumlardan kimi yol kenarına düştü. Kuşlar gelip bunları yedi. Kimi, toprağı az, kayalık yerlere düştü; toprak derin olmadığından hemen filizlendi.Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu.Kimi ise iyi toprağa düştü. Bazısı yüz, bazısı altmış, bazısı da otuz kat ürün verdi. Kulağı olan işitsin!” Öğrencileri gelip İsa’ya, “Halka neden benzetmelerle konuşuyorsun?” diye sordular. İsa şöyle yanıtladı: “Göklerin Egemenliği’nin sırlarını bilme ayrıcalığı size verildi, ama onlara verilmedi. Çünkü kimde varsa, ona daha çok verilecek, bolluğa kavuşturulacak. Ama kimde yoksa, elindeki de alınacak. Onlara benzetmelerle konuşmamın nedeni budur. Çünkü, ‘Gördükleri halde görmezler, Duydukları halde duymaz ve anlamazlar.’ “Böylece Yeşaya’nın peygamberlik sözü onlar için gerçekleşmiş oldu: ‘Duyacak duyacak, ama hiç anlamayacaksınız, Bakacak bakacak, ama hiç görmeyeceksiniz! Çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı, Kulakları ağırlaştı. Gözlerini kapadılar. Öyle ki, gözleri görmesin, Kulakları duymasın, yürekleri anlamasın Ve bana dönmesinler. Dönselerdi, onları iyileştirirdim.’ “Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor! Size doğrusunu söyleyeyim, nice peygamberler, nice doğru kişiler sizin gördüklerinizi görmek istediler, ama göremediler. Sizin işittiklerinizi işitmek istediler, ama işitemediler. “Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin. Kim göksel egemenlikle ilgili sözü işitir de anlamazsa, kötü olan gelir, onun yüreğine ekileni söker götürür. Yol kenarına ekilen tohum işte budur. Kayalık yerlere ekilen ise işittiği sözü hemen sevinçle kabul eden, ama kök salamadığı için ancak bir süre dayanan kişidir. Böyle biri Tanrı sözünden ötürü sıkıntı ya da zulme uğrayınca hemen sendeleyip düşer.Dikenler arasında ekilen de şudur: Sözü işitir, ama dünyasal kaygılar ve zenginliğin aldatıcılığı sözü boğar ve ürün vermesini engeller. İyi toprağa ekilen tohum ise, sözü işitip anlayan birine benzer. Böylesi elbette ürün verir, kimi yüz, kimi altmış, kimi de otuz kat.”

Bu bölüme baktığımızda İsa Mesih’i halkın içinden, halktan bir kişi olarak görüyoruz. Halkın kendisini anlaması için halkın uğraştığı çiftçilikten örnekler veriyor.

Çeşitli fikirlerden insanlar akın akın İsa Mesih’e geliyordu. Anlattığı bu örnek onun yüreğini yakan bir gerçekti aslında. İsa Mesih insanlara bol hayat vermek için gelmişti ama insanlar O’nu dinledikten sonra çekip işlerine gittiler. Üç yıl boyunca verdiği hizmetin sonucu on binlerce kişi ona iman etti binlerce kişiyi iyileştirdi. Fakat sadece yüz yirmi kişi O’nu ciddi bir şekilde takip edip canları pahasına ona yürekten iman etti.

Bir defasında on cüzamlıyı iyileştirdi sadece biri geri dönüp O’na teşekkür etti. İsa Mesih insanlara bol yaşam vermek için çaba sarf ediyordu ama sonsuz yaşam almak isteyen kişi azdı. İsa Mesih kendisini dinleyenlerin yüreklerinin durumunu anlatmak için Tohum ve toprak örneğini verdi.

Yeşaya peygamberin söylediği söz bu halk için de geçerlidir. Rab ‘bin yetkisini istemediler; kendi başlarına yaşayarak özgür olacaklarını sandılar. Oysa insanların özgürlüğü yoktur. Onları ya İblis yönetir ya Tanrı. Tanrı “Hayat benim, bana gelin” diyor. Tarih boyunca gercek Tanrı adamları hor görülmeye razı oldular, öyle ki Rab ‘bin sözü duyulsun, insanlar şifa bulsun, hayat bulsun. Ama insanlar O’na dönmediler. “Dönselerdi onları iyileştirirdim” diyor Rab.

Doğrudan Tanrı’nın ağzından söz işitmek, Tanrı’nın sureti olan İsa Mesih’le karşılaşmak ne muhteşem bir şeydir! Peygamberler bunu ruhta gördüler. İbrahim, Yeşaya bunu gördü. Ancak işitmek istemeyenler yine işitmediler. Ne mutlu Tanrı’nın sözünü işitenlere! Onların hayatları değişecektir.

Bu örnekte Rab ‘bin sözü iyi tohuma benzetilir. Bu bizim içimize ekilerek bizde Tanrı’nın istediği yaşam şeklini doğurur. Ekinciler kimdir? Eski Antlaşma ’da ekinciler peygamberlerdi. Yeni Antlaşma’mda Rab’bin kendisi, sonra elçiler be şimdi ise Rab’bin kilisesidir.

Ekici toprak, yer ayırt etmeksizin her yere tohum ekti. Yani kurtuluş sözünü bütün insanlara duyurdu. Sadece Tanrı’yı sevenlere değil, sevmeyenlere de duyurdu öyle ki Tanrı sevgisinden gelen adaletini bütün insanlara göstersin. Bu kurtuluş herkes içindir, herkes kurtulsun! Tanrı’nın sözleri iki bin yıldır insanlara yaşam veriyor, kutsallık veriyor ve insanları değiştirip onları koruyor.

İsrail halkı sürgüne gittiklerinde acı çektiler. Ama bu umutsuz durumda bulundukları yerden Süleyman’ın Kudüste Tanrı için yaptığı mabette dönerek dua etiklerinde Tanrı onları işitip dualarına cevap verdi.

Bu mabet aslında İsa Mesih’i simgeliyor. Bugün de insanlar nerede olursa olsunlar İsa Mesih’in adıyla bereketleniyorlar.

Rab İsa Bedenini günlerinde nerede biraz umut gördüyse orada Tanrının sonsuz yaşam vaadini anlatan sözü ekti. Yeter ki biraz yeşersin, biraz ürün versin.

Sorun ekilen tohumun kalitesi değildir. Toprağın tohumu kabul edip etmemesiyle ilgilidir. Tohum Tanrı sözünü, toprak insan yüreğini ve düşüncelerini temsil eder.

DÖRT TİP YÜREK VARDIR:

1.YOL KENARI: Tarlaların kenarlarında bazen ‘de ortalarında patika yolar bulunmaktadır. İnsanlar bu yolu sık, sık kullandıkları için toprak sertleşmiş bir hal alır. Bu nedenle serpilen tohum toprağın yüzeyinde kaldığı için heba olur. Kimi insan Tanrının sözünü işitir fakat söze önem vermediği için şeytan sözü çeşitli nedenlerle unutturur. Bundan dolayı bu kişinin yaşamında bir değişiklik olmaz. Bu kişiler bir müddet Kiliseye gelirler sonra bir bakarsın yok olurlar Tanrının sözü onun için bir değeri taşımıyor demektir. Böylelikle bu insan kendisi için hayati derecede önemli olan bir fırsatı kaçırmış olur.

2.KAYALIK YER: Bazı insanlar üstü toprak dibi kaya gibi bir yüreğe sahiptirler.Bu kişiler İsa Mesih’e duygusal olarak inanırlar, Rabde sevinirler bir müddet imanda dururlar. Fakat cevreden, aileden, işten, toplumdan gelen baskılara dayanamayıp imandan dönerler. Neden çünkü Tanrının vaatlerine ve sözünün gücüne derinlemesine yer vermediği içindir. Yer verse Tanrı onu güçlendirecek, cesaretlendirecek, dimdik tutacaktır. Böyle insanlar Tanrıdan çok insana güvenen ve insanlardan korkan bir yüreğe sahiptir. Dolayısıyla bu kişide hayatı için büyük bir zenginliği kaybeden kişidir. Bu nedenle Tanrı sözü yüreğimizin derinliklerine insin, öyle ki bu söz Rab’bi yüceltsin, bizden Rab’bi yücelten bir hayat çıksın. Yüreğimiz ne durumda? Rab bizi uyanık saklasın. Şeytan’ın üzerimizde yetkisi yoktur, sahibimiz Rab’dir ama Tanrı sözü yüreğimizde nasıl yer buluyor?

3.DİKENLER ARASI: Bu kişinin yüreği diğerlerine benzemiyor yumuşak bir topraktır. Bu kişinin yüreğine Tanrının sözü ekiliyor kök verip büyüyor. Tanrı bu kişiden umutludur. Fakat bu kişinin yüreğinde dünya sevgisinin ektiği tohumlarda vardır. Hem Rabbe önem veriyor, hem de dünya arzularına. Bu kişi dünyanın sevgisine zevklerine, zenginliğine önem veren bir yüreğe de sahiptir. Evet, bu kişinin yüreği Rabbe açık ve yumuşaktır; fakat dünya sevgisine karşıda acık ve yumuşaktır. Dolayısıyla bu yürekte tek bir tohum ekili değildir, Yabani tohumlarda ekilidir. İşte bu kişiler Rabbi onurlandıran meyvedar bir hayat yaşayamaz.

Kutsal kitap bize şöyle diyor bir tarlaya iki çeşit tohum ekmeyeceksin diyor. Yani bu ayetin asıl amacı yüreğimizi hem Tanrıya hem de dünya sevgisine verememeliyiz. Gerçek Mesih izleyicisi yüreğinin tümünü Tanrıya veren ve kutsal Ruha itaat eden kişidir.

Rab bunları neden söylüyor? Yüreğimizin sadece Rab’be ait olmasını istiyor. Mesih’in kendisi Rabbimiz olsun O bütün kuvvetimizle, bütün canımızla sevdiğimiz ve ardından gittiğimiz Rab olsun. İsa O’nu sevene kendisini tanıtır. İsa bizim dostumuzdur. Dünyada başımızı yaslayabileceğimiz tek yer İsa’dır. Dünya bize sadece bedene ve duygulara hitap eden şeyler verir ama biz sadece bedenden ibaret değiliz. İsa bizim ruhumuza hitap eder. Kutsal Ruh bizim yüreğimizi yumuşatsın. Rab bizi uyanık saklasın.

4.İYİ TORAK: Bu kişiler Tanrı’nın sözünün kıymetini bilen bir yüreğe sahiptirler. Bu kıymetli hazineyi koruyan kişilerdirler. Hayatlarının merkezinde Tanrı ve sözü vardır. Her şeyden önce önceliği Tanrıya verme gerekliliğini öğrenen kişilerdir. Tanrının vaatlerine inanan Mesih ‘siz bir hayatı tasavvur etmeyen kişilerdir. Bu kişiler rabbe önem verdiklerinden dolayı hayatlarında göksel egemenliğin meyveleri gözükür. Bu kişiler Hem insanların Rabbe gelmelerine aracı olurlar hem de Rabin istediği karakter ve olgunluk yaşamlarında ortaya çıkar. Tanrının bizden istediği yürek bu örnekteki gibidir. Bu yürek Tanrıdan bereket alır.

İnsan sizi kurtaramaz. Sizin kurtarıcınız İsa Mesih’tir. Onun için O’na sadık kalalım. Kutsal Ruh’un kıymetini bilelim. Ne mutlu hayat kitabına adı yazılana. Ne Mutlu İsa’nın sözünü işitip onu tutana.

Rabin anlattığı örnek ışığında Kendimizi kontrol edelim bizim yüreğimiz hangi cins toprağa benziyor. Yüreğimiz Tanrının sözüne itaat eden bir şekilde yumuşak olsun ’ki Onunla sonsuzca yaşayalım. Rab İsa Mesih sizleri çok bereketlesin.

Dirisu Kilisesi

Bedri Peker

Kutsal Ruh’un İzinde Yürümek

10 Kasım 2013

Galatyalılar 5:13-26
Kardeşler, siz özgür olmaya çağrıldınız. Ancak özgürlük benlik için fırsat olmasın. Birbirinize sevgiyle hizmet edin. Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: “Komşunu kendin gibi seveceksin.” Ama birbirinizi ısırıp yiyorsanız, dikkat edin, birbirinizi yok etmeyesiniz! Şunu demek istiyorum: Kutsal Ruh’un yönetiminde yaşayın. O zaman benliğin tutkularını asla yerine getirmezsiniz. Çünkü benlik Ruh’a, Ruh da benliğe aykırı olanı arzular. Bunlar birbirine karşıttır; sonuç olarak, istediğinizi yapamıyorsunuz. Ruh’un yönetimindeyseniz, Yasa’ya bağımlı değilsiniz. Benliğin işleri bellidir. Bunlar fuhuş, pislik, sefahat, putperestlik, büyücülük, düşmanlık, çekişme, kıskançlık, öfke, bencil tutkular, ayrılıklar, bölünmeler, çekememezlik, sarhoşluk, çılgın eğlenceler ve benzeri şeylerdir. Sizi daha önce uyardığım gibi yine uyarıyorum, böyle davrananlar Tanrı Egemenliği’ni miras alamayacaklar. Ruh’un ürünüyse sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetimdir. Bu tür nitelikleri yasaklayan yasa yoktur. Mesih İsa’ya ait olanlar, benliği, tutku ve arzularıyla birlikte çarmıha germişlerdir. Ruh sayesinde yaşıyorsak, Ruh’un izinde yürüyelim. Boş yere övünen, birbirine meydan okuyan, birbirini kıskanan kişiler olmayalım.

Biz kendi iyiliklerimizle, sevaplarımızla Rab’be gelmedik; imanla Rab’be geldik. İman ettiğimiz gün Rab bizi kurtardı. O günden itibaren iman yoluna girdik. Her şey imandan kaynaklanıyor. Rab’be baktıkça O’nun gibi olmaya başlayacağız. Kendi yüreğimize bakarsak hep eksikler görürüz. Pavlus o yüzden “siz imanla başladınız neden kendi gücünüze geri döndünüz” demiştir.

Bulunduğum ildeki topluluğumuza dilsiz bir kişi bize geldi. Şimdi bir duyan imanlı topluluğumuz var bir de duymayan imanlı topluluğumuz var. Hamdolsun Rab bize hazır bir bahçe verdi.

19.ayete dikkat edelim. Burada kıskançlık, putperestlik, bencillik ve büyücülük aynı listededir. Bunlar aynı derecede kötü özelliklerdir. Böyle davrananlar Tanrı’nın egemenliğini miras alamayacaklardır. Kişide bencillik varsa bu çok ciddi bir sorun. Hemen Rab’be getirip tövbe etmeliyiz.

Peki hayatımızda ne olmalı? Sevgi, sevinç, esenlik, vesaire. “Ya Rab bunları bize ver” diye dua ederek, kardeşleri teşvik ederek yürüyorduk. Rab bizi olgunlaştırdı, donattı. Dirisu ortamı çok sağlıklı bir aile ortamıdır, çok şükretmeniz lazım. Bu ortamı kaybetmemek için gayret etmeniz lazım, öyle ki bu sağlıklı ortam bozulmasın.

Bugün sizden özel bir parçaya odaklanmanızı istiyorum. 25. ayete bakalım. Ruh sayesinde yaşıyorsak Ruh’un izinde yürüyelim deniyor. Burada daha derin bir hayattan söz ediyor. Kutsal Ruh içimizde ve bizi yönlendirmek istiyor. Kutsal Ruh, yani İsa’nın kendisi, her şeyi yaratan Baba’nın kendisi size konuşup sizi yönlendirmek istiyor. Rab size dışarıdaki halkın ne durumda olduğunu konuşmak istiyor. Gerçek hayat budur. Rab size “sağa git” veya “sola git” dediğinde sizin bunu duyup O’na itaat etmeniz, O’nunla yaşamanızdır. Eski Antlaşma’da Tanrı halktan uzaktı ve halk O’na Musa aracılığıyla yaklaşıyordu. Şimdiki Tanrı o Tanrı’yla aynıdır çünkü O değişmez. Ancak şimdi Babamız olarak konuşuyor. Bize bir baba gibi yumuşak yaklaşıyor. Babanıza her zaman “şeker istiyorum!” diye yaklaşmayın. “Baba, seni seviyorum” diye yanına yaklaşın. Rab bizden bunu istiyor, çünkü O ihtiyaçlarımızı zaten biliyor.

Sağır kardeşlerimiz önce sadece erkeklerden ibaretti. İki-üç ay önce bir bayan iman etti. Bu bayan bize tanıklığında şunları söyledi:

“Önceden Kutsal Kitap’ı okuyordum ama hiçbir şey anlamıyordum. Diğer dinlerle arasındaki farkı göremiyordum. Sonra bir imanlı kardeş beni özel olarak ziyaret ederek Kutsal Kitap’ı yavaş yavaş okumaya başlayınca o zaman farkı biraz anladım ama hâlâ iman etmiyordum. Bir gün rüyamda iki yol gördüm. Bu yollardan biri genişti ama sonunda ateş vardı. İnsanlar bilmeden bu yola gidiyorlardı. Ben dar olan diğer yoldaydım. Bu yolun sonunda İsa kollarını açmış beni çağırıyordu. Uyandığımda iman ettim. Sonra bir gün içim anlatamayacağım bir sevinçle doldu ve Kutsal Ruh’la doldum.”

Biz bu kardeşimize çok kez müjdelemiştik ama sonuç alamamıştık. Ancak Rab ona direk konuşunca iman etti. Bugün Rab bize bu kardeşimiz gibi direk konuşmak istiyor. O’na yüreğimizi açıp Kutsal Ruhun izinde yürüyüp yaşayalım.

Dirisu Kilisesi

T.S