Şu yıl için arşiv: 2019
Sarsılmaz Bir Egemenlik Var
/0 Yorumlar/in Metin Vaazlar/tarafından Alper Özharar29.12.2019
2019 yılı daha takvim üzerinde geride bırakıyoruz..Takvimlerin kutsal bir tarafı yoktur, insanlar tarafından tasarlandılar.Ancak dünyanın güneş etrafında 365 gün 6 saatte dönmesini yaratılışta Tanrı tasarlamıştır. .O yüzden bir yılın insan hayatı için bir yaratılış düzeni içerisinde mutlaka bir önemi vardır. Üstelik Noel’i de yıl sonunda kutlamamız bir tesadüf değil. Bize yeni yıla başlarken Rab’bin dünyaya gelişini hatırlamamız çok anlamlı..Tanrı insanlar için uygun zaman dilimleri yarattı, dakikalar, saatler, günler, aylar ve yıllar..Bir yıl insan hayatı için uzun sayılabilecek bir süre ve ömrümüzü yıllar üzerinden ifade ediyoruz…Çünkü mezmurda dediği gibi: “Bir soluk gibi tükeniyor yıllarımız. Ömrümüz yetmiş yıl sürüyor, Bilemedin seksen, o da sağlıklıysak; En güzel yıllar da zahmetle, kederle geçiyor, Çabucak bitiyor, uçup gidiyoruz.”
Bu yüzden yılda bir kez ruhsal olarak genel bir çek up yapmak, durumumuzu gözden geçirmek ve bu doğrultuda hatamız varsa düzelterek gelecek yıla bakmamız bizim için yararlı olur.
Bilirsiniz, yeni yıla girerken bazı insanlar bazı kararlar verirler, sigarayı bırakacağım, şekeri, hamurlu yemekleri keseceğim, spor yapacağım vs. ..Bizler de bunlara benzer kararlar verebiliriz…Ancak Hıristiyanlar olarak bizim için gerekli olan bir şey var ki bu sene de onu yapmaya kararlı olmamız gerekir. Oysa gerekli olan tek bir şey vardır. Meryem iyi olanı seçti ve bu kendisinden alınmayacak.
Bu yıl gerekli olanı yapmaya dikkat edelim..Rab’bin önünde durarak her şeyden önce O’nun sözünü dinlemek ve O’ndan öğrenmek için kaygılı olmak gerekli olan tek bir şeydir..Diğer işler için kaygı çekmek değil, bütün dikkatimizi gerekli olana vermeliyiz, kim gereksiz işlerle uğraşmak ister..
Heb 12:26 O zaman O’nun sesi yeri sarsmıştı. Ama şimdi, “Bir kez daha yalnız yeri değil, göğü de sarsacağım” diye söz vermiştir. “Bir kez daha” sözü, sarsılanların, yani yaratılmış olan şeylerin ortadan kaldırılacağını, böylelikle sarsılmayanların kalacağını anlatıyor. Böylece sarsılmaz bir egemenliğe kavuştuğumuz için minnettar olalım. Öyle ki, Tanrı’yı hoşnut edecek biçimde saygı ve korkuyla tapınalım.
Burada Musa aracılığıyla Kutsal Yasa’yı halkına verirken yeri sarstığını söylüyor, ama şimdi yalnız yeri değil, göğü sarsacağım demektedir.. Rab bizim için sarsılmaz bir egemenlik hazırladı, sarsılmaz bir egemenlikte sarsılan şeylerin yeri yoktur.
Bu egemenlik İsa Mesih’in egemenliği olduğu için sarsılmaz…Çünkü O, atası Davut’u tahtında oturan, egemenliğinin sonu gelmeyecek, Tanrı’nın gayretiyle sağlanan bir egemenliktir…İşte hak etmediğimiz, fakat içinde yaşayalım ve bir parçası olalım diye bize layık görülen egemenlik budur kardeşler…Tanrı sözü bu lütuf karşında Minnettar olmamızın şart olduğunu söylüyor ve Tanrı’yı hoşnut edecek biçimde saygı ve korkuyla tapınmamız gerekiyor.. İki ayağımızda bu egemenliğe sıkıca basmalı ki sarsılmayalım..Yoksa hayatımız sarsıntılarla dolu olacaktır ve çünkü Rab sarsılan şeyleri ortadan kaldırmak istiyor…
Bakın dikkat edin kardeşler, sarsılmazlığı ancak Tanrı hayatlarımızda gerçekleştirebilir, sarsılan şeyler yaratılmış olanlardır, gök bile sarsılacaktır, o zaman ayaklarımızı nereye koyabiliriz? Yaratılmamış olana ayaklarımızı koymalıyız…Yaratılmamış olan sarsılmaz ve kalıcıdır..Öyleyse Yaratılmamış ve ezelden var olan, Ben Benim diyen Tanrı’nın Sözü’nün bize verdiği yaşama sımsıkı tutunmalıyız, çünkü O sarsılmayacaktır. Ama O’ndan kaynaklanmayan her şey geçici, yaratılmış, dünyevidir ve onlar sarsılarak ortadan kalkacak, krallıklar, yönetimler, bu dünyada ya da havada yaratılmış olan ne varsa ortadan kalkacak ama Rab’bin Krallığı ebediyen kalacak, çünkü O sarsılmaz bir egemenliktir.
İbraniler 7:16’da Mesih’le ilgili olarak “O, Yasa’nın soyla ilgili önkoşuluna göre değil, yok edilemez bir yaşamın gücüne göre kâhin olmuştur.” EA düzeninde Levili kahinler vardı, ve bunlar Yasa’nın soyla ilgili önkoşuluna göre kahinlerdi, örneğin Benyamin oymağından biri Rab için ne kadar gayretli olursa olsun kahin olması mümkün değildi, ancak İsa Mesih yok edilemez Tanrısal yaşamın gücüyle kahin oldu ve bizleri de aynı yok edilemez yaşamın kahinleri yaptı. Onun ruhsal soyu olduğumuz için yok edilemez yaşama sahip kahinleriz, kutsal ulusuz. Amin? Yok edilemez yaşam sarsılmaz bir yaşamdır. Bu kalacaktır, ama sarsılanlar kaldırılacaktır, tıpkı EA’ın kahinlik düzeninin kaldırıldığı gibi.
Bu yok edilemez yaşam ve sarsılmaz egemenliğin uygulanması ve etkin hale getirilmesi Kutsal Ruh’un işidir. Kutsal Ruh’un doluluğunda ve O’nun yönetiminde yürüdükçe, bu yok edilemez yaşama ve sarsılmaz egemenliğe sımsıkı tutunmuş oluyoruz. Rab İsa gibi zaferli oluyoruz
Matta 7:25-27 “İşte bu sözlerimi duyup uygulayan herkes, evini kaya üzerine kuran akıllı adama benzer. Yağmur yağar, seller basar, yeller eser, eve saldırır; ama ev yıkılmaz. Çünkü kaya üzerine kurulmuştur. Bu sözlerimi duyup da uygulamayan herkes, evini kum üzerine kuran budala adama benzer. Yağmur yağar, seller basar, yeller eser, evi sarsar. Ev yıkılır; yıkılışı da korkunç olur.”
Fark nedir, ikisi de Tanrı’nın sözünü işittiler, ikisi de Rab’bin sözlerini duydular, Kutsal Kitap’ı okudular..Ama birinin hayatı sarsıldı, diğerinin hayatı sarsılmadı. Çünkü biri itaat etti, diğeri etmedi. Buradan çıkaracağımız bazı dersler var..Evin yıkılıp yıkılmaması temelinin kalitesine, ne üzerine kurulduğuna bağlıdır..Her binanın bir temeli var, o binanın sağlamlığı temele bağlıdır..Belki akılsız olan adam 20 katlı çok güzel bir bina yaptı, dıştan çok harika görünüyordu, boyalı, yerden ısıtmalı, asansörlü, dekoratif süslemeli vs. bir plaza yaptı ama kum üzerine yapılmışsa fırtınalar geldiğinde o yıkılacaktır. Akıllı adam ise belki de bir ya da iki katlı sade, gösterişsiz bir kulübe ya da ev yaptı, ama o yıkılmayacaktır..İsa Mesih bu benzetmede dış görünüşe değil, temele vurgu yapıyor..Görünen şeylere değil, görünmeyen, gizlide olanın önemini anlattı. Üst yapıya değil, alt yapıya… Gizlide olan alt yapı Tanrı Sözü’ne bağımlı olmalı ki üst yaptı sarsılmadan kalsın, yoksa üst yapı ne kadar güzel görünürse görünürsün yıkılacaktır..O yüzden İsa, Ferisililer’i badanalı mezarlara benzetmişti, dışardan güzel görünürlerdi, ama içi ölü kemikleriyle doluydu ve zamanı geldiğinde düzenleriyle birlikte Tanrı’nın önünde hepsi yıkılıp gitti. O yüzden gizlide olan hayatımızla, düşüncelerimizle ilgilenelim..Tanrı’nın bizi nasıl gördüğü, gerçekte kim olduğumuz, hayatımızın sarsılıp sarsılmayacağımız buna bağlı…
Öğrencileri Rab İsa’ya bize dua etmeyi öğret dedikleri zaman onlara bir model verdi. Onlara Göklerdeki Babamıza dua etmeyi öğretti. İsa’nın verdiği bu dua örneğinde bazı istekler var. Ama öncelikli istekler, odaktaki istekler Tanrı’yla ilgili, diğerleri ise bizimle ilgili.: Göklerdeki Babamız, Adın kutsal kılınsın. Egemenliğin gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de Senin istediğin olsun.
Bu duadaki öncelikli istek Baba’nın adı hayatımızda, ailemizde, kilisemizde ve dünyada her zaman saygı görsün, kutsal tutulsun. Çünkü O kutsaldır ve onuru almaya layıktır..Her şeyin başı bunun üzerine kurulur. Sonra O’nun egemenliği yüreklerimize, ailemize, kilisemize ve dünyaya gelsin. Çünkü dünya korkunç bir halde, duamız Rab’bin bir an önce gelmesi, egemenliğini kurması olmalı. Ve gökte olduğu gibi hayatımızda, ailemizde, kilisemizde ve dünyada senin isteğin olsun. Gökteki melekler nasıl Rab’bin sözünü eksiksiz yerine getiriyorlarsa, bizlerde böyle olsun.
Sarsılmaz bir yaşam Rab’bin öğrettiği sarsılmaz dua modeliyle mümkün olur. Sarsılmaz bir yaşam istiyorsak bu düşünce biçimini hayatımıza yerleştirmemiz gerekiyor.
Bir konser salonu düşünelim. Pek çok müzik enstrümanı çalınan bir orkestra olsun..Ancak bir de hepsinin önünde bir solist vardır. Ve ışık solist üzerine vurur, orkestranın kalanı karanlıktadır.Evet onlar da vardır, müzik üretmektedirler, ancak odak solist üzerinedir. Hayatımızda Tanrı’ya odaklanmak buna benzer..İhtiyaçlar hala var, ama onlar karanlıkta kalmalı, odakta olamaz. Solistin arkada bir yerlerde karanlıkta şarkı söylemeye çalıştığını hayal edebilir misiniz? Biz çoğu zaman üzülerek söylemeliyiz ki Tanrı’ya hayatımızda böyle davranıyoruz. Öne, ışığın altına sorunları, ya da ihtiyaçları getiriyoruz. Bunu yaptığımız için başarılı olamayız.
İşte yeni yılımızda vereceğimiz karar bu olsun.. Sarsılmaz bir yaşam için Tanrı’nın sözü üzerinde hem derinleşmek hem de itaat etmek. Rab bizim hayatımızdır. Önce O’nu aradığımızda O’nunla doğru bir ilişki içinde oluyoruz. Her Şeye Egemen Rab’be hak ettiği saygıyı onuru verince O da bizi lütfuyla güçlendirecek, bütün ihtiyaçlarımızı karşılayacak. Yeni yılda hepimiz için Rab’bin önce ruhsal bereketleriyle dolu, ruhsal servetler ve zenginlikler dilerim. Ondan sonra da Rab bize bu dünyanın ihtiyaçlarını verecektir…Hayatımızda sarsılacağını, ortadan kalkacağını bildiğimiz şeylerden kurtulalım, gereksiz yükler taşımayalım, sarsılmaz bir egemenliğin sarsılmaz çocukları olalım.
Kardeşler unutmayın ki, bizim Tanrı’ya imanımız kör bir inanç değildir. Kör bir şekilde yürümüyoruz. Bizim gözlerimiz görüyor, çünkü O’nun sözü adımlarımıza ışık, yolumuza çıradır. İhtiyacımız olan ışığı Rab’bin sözünden alıyoruz. Adımlar ve yol dendiğinde bir ilerleme, hareketten bahsediliyor. Rab’bin ışığı biz ilerledikçe adımlarımıza ışık ve yolumuzda çıradır. Rab’bin ışığı bir sokak lambası gibi hareketsiz bir bölgeyi aydınlatmıyor, sanki bir araba farı gibi ilerledikçe gittiğimiz yolu gösteren bir ışıktır. O zamanbu yılda önceki yıldan daha ileri gidelim . Rom. 4:18 Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir. Pro 4:19 Kötülerin yoluysa zifiri karanlık gibidir, Neden tökezlediklerini bilmezler.
Ruhla Ve Sözle Yaşamak
/0 Yorumlar/in Metin Vaazlar/tarafından Misafir Vaiz03.11.2019
Ünlü bir vaiz Billy Graham bir keresinde şöyle demiştir, “Tüm Hristiyanların %95’i yenik Hristiyan hayatları sürüyor.” Böyle bir şey olabilir mi? Peki ya siz? Hangilerimiz galip, hangilerimiz yenik Hristiyanlarız? Bazen Hristiyan hayatının işe yaramadığını hissettiğiniz oluyor mu? Kendinizi zayıf hissediyor musunuz? Hayal kırıklığına uğramış? Yenilmiş? Ama neden? Hristiyan yaşamının “bol” olması gerekmiyor muydu? Bunu düşünmek için Hristiyan hayatının başlıca dört alanına bakalım.
1.Kutsal Kitap çalışması…
2.Dua…
3.Paydaşlık…
4.Tanıklık
Genellikle Hıristiyan en büyük kaynağının Kutsal Kitap çalışması olduğunu düşünürüz. Bunu nasıl yaparız? Her gün Kutsal Kitabı okumaya çalışarak ve her gün okumamıza sadık kalarak Hristiyan hayatımızda gelişmeler bekleriz. Ve bu bize ne kazandırır? Bu bize ilerlememiz gereken yönü gösterir, sağduyu ve anlayış kazandırır. Kutsal Kitap çalışmasının arkasından Hıristiyanlığın en büyük ikinci kaynağının dua olduğunu düşünürüz. Peki, bunu nasıl yapacağız? 1.Selanikliler 17 bize sürekli dua edin demektedir. Hem de bunu devamlı ve disiplinli bir şekilde yapmamızı söyler. Peki, bu bize ne kazandırır?
- Ne kadar çok dua edersek, o kadar sonuç alırız;
- Ne kadar çok sonuç alırsak, imanımız o ölçüde artar;
- İmanımız arttıkça o ölçüde duaya daha istekli oluruz.
Genellikle Hıristiyan en büyük üçüncü kaynağının paydaşlık olduğunu düşünürüz. Peki, bunu nasıl yaparız? İbraniler 10:24,25 denildiği gibi:
“Birbirimizi sevgi ve iyi işler için nasıl gayrete getirebileceğimizi düşünelim. Bazılarının alıştığı gibi, bir araya gelmekten vazgeçmeyelim; o günün yaklaştığını gördükçe birbirimizi daha da çok yüreklendirelim.”
Peki, bu bizim için ne yapacaktır? Böylece bu paydaşlık bizi sevgi ile birleştirecek ve bizi hem iyi işler için gayrete getirecek hem de bizleri aynı şekilde iyi işler yapmaya teşvik edecektir. Ve son olarak Hıristiyan öğretisinin dördüncü ana kaynağının tanıklık olduğunu düşünürüz. Peki, bunu nasıl yaparız? 1.Petrus 3:15 der ki
“Mesih’i Rab olarak yüreklerinizde kutsayın. İçinizdeki umudun nedenini soran herkese uygun bir yanıt vermeye her zaman hazır olun.”
Peki, bunu yapınca sonuç ne olur? Tabi ki Mesih’e yeni kardeşler getirmekle sonuçlanır. Buradaki fikir, bu dört unsuru tutarlı ve özenle uygularsak, sağlıklı ve güçlü bir Hristiyan yaşamı üreteceğidir. Doğru değil mi?
DOĞRU DEĞİL. CİDDİ DERECEDE YANLIŞ.
Çünkü Hristiyan yaşamını bu şekilde yaşayarak, kendi gücümüzle, kendi bedenimizle yapmaya çalışıyoruz.
Kaynak | Yöntemler (Nasıl) | Sonuçlar |
Benlik | İşler, çabalarımız | Başarısızlık |
Bu şekilde kendi gücümüz ile yapmaya çalıştığımız işlerde alacağımız genelde başarısızlık olacaktır. İnanlı hala bereket alacaktır ve kurtuluşu Mesih’te kesindir ancak günlük şekilde gerçek bir zafer kazanılmamıştır. Peki, herkesin bahsettiği Hristiyan öğretisini uygularken yaptığımız hata nedir? Unuttuğumuz en önemli kişi ise İsa Mesih’tir zira hepimizin istediği Mutlu ve bereketli hayatın tek kaynağı O’dur. Ve biz bu Hristiyan yaşamını imanımızdan ötürü lütuf ile yaşıyoruz.
Şayet yukarıdaki kaynakları içimizdeki Rabbin bize karşılıksız verdiği Kutsal Ruh ile uygularsak Rabbin isteği doğrultusunda başaramayacağımız hiç bir şey olamaz. Daha iyi okuma, dua, paydaşlık ve tanıklık.
DAĞLARI YERİNDEN OYNATMAK:
“Size doğrusunu söyleyeyim, kim şu dağa, ‘Kalk, denize atıl!’ der ve yüreğinde kuşku duymadan dediğinin olacağına inanırsa, dileği yerine gelecektir.”
Kaynak | Yöntemler (Nasıl) | Sonuçlar | |
İsa | İman yoluyla lütufla | HER ŞEY! | |
( Yuhanna 10:10 ) | (Kol 2:6; Ef 2:8,9) | ||
Bense insanlar yaşama, bol yaşama sahip olsunlar diye geldim | Rab Mesih İsa’yı nasıl kabul ettinizse, O’nda öylece yaşayın. | ||
Sadece İsa bizim kaynağımızdır! O’ndan ayrı hiçbir şey yapamayız. Ve hamt olsun ki, Tanrı’nın gücünü hayatımızda uygulamak için basit, pratik bir yol sağlamıştır. Ef. 5:18’de
“Tanrı bize şunu buyurur: “Şarapla sarhoş olmayın,… bunun yerine Ruh’la dolun!”
Diğer bir deyişle, Kutsal Ruh tarafından denetlenin ve güçlenin! Ama Kutsal Ruh’un kimliği hakkında biz Hristiyanlar’ın kafası biraz karışıktır.
Kutsal Ruh kimdir?
Bazıları Kutsal Ruh’un sevimli, narin, beyaz bir güvercin olduğu izlenimindedir. O tamamen Tanrı’dır, Baba ve İsa ile özde eştir. O bir Kişidir ve Kutsal Ruhun kendi Aklı, İsteği ve Duyguları vardır. Güçle doludur! Elçilerin İşleri 4:31
“Duaları bitince toplandıkları yer sarsıldı. Hepsi Kutsal Ruh’la doldular ve Tanrı’nın sözünü cesaretle duyurmaya devam ettiler”.
O’nun görevi, amacı nedir, neden geldi? Mesih’i yüceltmek için geldi. Bizi her gerçeğe yönlendirmek için geldi (Sözü anlamamız için). Dünyayı günahlı olduğuna ikna etmeye geldi. Bize güç vermeye geldi.
Bunun benim için anlamı ne?
Başlamak için iyi bir yer hakiki bir korkağın hayatına bakmaktır: Hakimler 6 (Gidyon’un öyküsü)
İsrail halkı Tanrı’ya sırt çevirmişti. . . Bir kez daha… Tanrı, halkını terbiye etmek için bir başka ulusu üzerlerine gönderiyordu. İsrail halkı yeniden Tanrı’ya yakarır. Ve Tanrı bir güç sütunu, bir kararlılık abidesi gönderir.
HAYIR! (doğru değil)
Bunun yerine Gidyon’u gönderir. Gidyon kimdi? (a. 15) “Ait olduğum boy Manaşşe oymağının en zayıf boyudur. Ben de ailemin en genç adamıyım.” Ancak Tanrı müthiş bir şey yapar. (ayet 16) “(Tanrı diyor ki), kesinlikle seninle olacağım, ve Midyanlılar’ı bozguna uğratacaksın.” ayet 34, “RAB’bin Ruhu Gidyon’u yönlendirmeye başladı …” ve 300 İsrailli 135.000 Midyanlı’yı darmadağın etti! İşte size yeni güç, yeni kudret, yeni bilgelik!
Çoğu kez Elçi Pavlus’u kahramanımız olarak görürüz. Her şeyi yapabilir gibi görünür! Ama bu doğru mu?
1.Korintliler 2:3’e bakalım:
“Size zayıflık ve korku içinde geldim, tir tir titriyordum!”
Romalılar 7ci bölümde Pavlus şöyle der,
“İçimde iyiyi yapmaya istek var, ama güç yok.”
Pavlus da kendisini zayıf, etkisiz ve güçsüz hissetmiştir. Pavlus tıpkı sizin ve benim gibi! Ama Pavlus bir şeyi anladı. 2. Korintliler 3:5-6’ya bakın:
“Herhangi bir şeyi kendi başarımız olarak saymaya yeterliyiz demek istemiyorum; bizi yeterli kılan Tanrı’dır. . . Yeterli kıldı. Yazılı yasa öldürür, Ruh ise yaşatır.”
Korintliler 2’ye geri dönersek:
“insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruh’un kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu.”
C. İdi Amin’i hatırlıyor ya da tanıyor musunuz? 1970’lerde Uganda’nın zalim diktatörüydü. Kendi halkından birçoğu Hristiyan olan binlerce insanı katletti. Şimdi de o dönemde yaşamış bir kahramana bakalım. Bu kahramanın adı Kefa Sempangi ve Amin’in korkunç yönetimi sırasında Uganda’da yaşayan bir kilise Pastörüydü.
Kefa bir Pazar sabahı birkaç saat süren vaazını henüz bitirmişti. Şimdi öykümüze buradan devam edelim…Birçok arkadaşı selamladım ve sonra kıyafetlerimi değiştirmek için giyinme odasına yöneldim. Bu arada yalnız başıma dua edebileceğim birkaç dakika bulabilmeyi umuyordum. Kalabalığı yararak ilerlemek zorunda kaldım ve en sonunda odaya vardığımda yorgunluktan tükenmiş haldeydim. Öyle bitkin haldeydim, kapıyı kapatana dek arkamda duran adamları fark edemedim. Arkamda beş adam vardı. Benimle kapı arasında durarak tüfekleriyle yüzüme nişan aldılar. Yüzleri Kaw-ka kabilesine özgü bıçak yaralarıyla doluydu. Çiçekli gömlekler ve İspanyol paça pantolonlar giymişlerdi ve güneş gözlükleri takıyorlardı. Daha önce hiçbirini görmemiş olmama rağmen, kim olduklarını hemen anladım. Bu adamlar Devlet Araştırma Bürosu’nun gizli polisi, yani – Amin’in Nubiyalı tetikçileriydi.
Uzun bir süre ağızlarını açmadılar. Sonra liderleri olduğu anlaşılan, aralarındaki en uzun boylu adam konuştu.
“Seni öldüreceğiz,” dedi.
“Söyleyecek bir şeyin varsa, ölmeden önce söyle.”
Kısık sesle konuşmuştu, ama yüzünden nefret saçılıyordu. Ona sadece baktım. Bir an için öfkesinin tüm ağırlığını üzerimde hissettim. Daha önce hiç karşılaşmamış olsak da, yüreğinin derinliklerinde beni paramparça etme arzusu olduğunu görebiliyordum. Dilim ağırlaştı ve eklemlerim titremeye başladı.
Tamamen kontrolümü yitirdim. Beni öldürmek zorunda kalmayacaklar, diye düşündüm. Şimdi yere yığılacağım. Yere yığılıp öleceğim ve ailemi bir daha göremeyeceğim. Evde Damali’yle (kızım) birlikte yalnız olan Penina’yı (eşim) düşündüm. Ben gidince onlara ne olacaktı?
Çok uzaklardan bir ses duydum ve bunun kendi sesim olduğunu fark edince şaşırdım.
“Davamı savunmama gerek yok,” dediğimi işittim.
“Ben zaten ölü bir adamım. Ben öldüm ve yaşamım Mesih’te saklıdır.
Tehlikede olan sizin hayatlarınız, çünkü günahlarınız içinde ölüsünüz. Beni öldürmeden önce Tanrı’nın sizi ebedi mahva gitmekten esirgemesi için dua edeceğim.”
Uzun boylu adam bana doğru bir adım attı . . . ve sonra durdu. Bir anda yüzü değişti. Nefreti meraka dönmüştü. Silahını indirdi ve diğerlerine de aynı şeyi yapmalarını işaret etti. Şaşkınlıkla ona baktılar, ama itaat ederek tüfeklerini yüzümden indirdiler.
Uzun boylu adam tekrar konuştu. “Şimdi bizim için dua eder misin?” diye sordu. (sf. 119-120, Uzak bir Keder)
Bu konuda tam bir güvenceye sahip olabiliriz…
Matta 10:
“Sizleri mahkemeye verdiklerinde, neyi nasıl söyleyeceğinizi düşünerek kaygılanmayın. Ne söyleyeceğiniz o anda size bildirilecek. 20. Çünkü konuşan siz değil, aracılığınızla konuşan Babanız’ın Ruhu olacak.”
D. İhtiyacınız olduğunda Tanrı size ne söyleyeceğinizi bildirecektir. Hristiyan hayatı yaşamanız için size güç vermek istiyor. Tanrı Kutsal Ruh aracılığı ile yaşamını sizin bedenlerinizde hayata geçirmek istiyor.
Tanrı aileniz, işiniz ve paranızın yanı sıra yaşamınızın sadece büyük bir parçası değildir. O yaşamınızdır! Sadece İsa, İsa gibi yaşayabilir! Bunu sizin aracılığınızla yapmasına izin verin! Mümkün olan tek yol budur.
Kutsal Ruh’un gücüyle dolmak.
Bu konuda daha fazla anlayışa erişmek için, dünyada üç çeşit insan olduğunu bilmemiz gerekiyor. Kutsal Yazılar’a göre dünyada üç çeşit insan yaşar. 1. Korintliler 2.14 de denildiği gibi:
“Doğal kişi, Tanrı’nın Ruhu’yla ilgili gerçekleri kabul etmez. Çünkü bunlar ona saçma gelir, ruhça değerlendirildikleri için bunları anlayamaz”.
1 Ko. 3:1-3 şöyle der:
“Kardeşler, ben sizinle ruhsal kişilerle konuşur gibi konuşamadım. Benliğe uyanlarla, Mesih’te henüz bebeklik çağında olanlarla konuşur gibi konuştum. Size süt verdim, katı yiyecek değil. Çünkü katı yiyeceği henüz yiyemiyordunuz. Şimdi bile yiyemezsiniz. Çünkü hâlâ benliğe uyuyorsunuz. Aranızda kıskançlık ve çekişme olması, benliğe uyduğunuzu, öbür insanlar gibi yaşadığınızı göstermiyor mu?”
Benliğe uyan bir kişinin hayatı sizce nasıl belli olur? (hayatı neye benzer?)
- Tanrı’nın sevgisi, gücü ve merhametinden habersiz ya da unutmuş.
- İnişli çıkışlı bir ruhsal deneyimi var
- Kendilerini anlayamazlar – doğru olanı yapmak isterler ama yapamazlar
- Kutsal Ruh’un gücünden yararlanamazlar.
- Yenik
- Hayal kırıklığı
- Evet, “sefahat” anlamına gelebilir, ama daha sıklıkla Romalılar 7 geçerlidir (hayal kırıklığı, güçsüz, etkisiz)
Bu kişi de imanlıdır; ama o hayatında Mesih’in gücüne teslim olur; artık onun hayatını Mesih yönetmektedir. Mavi oku ve karşılığını yaz!!!…
1 Ko. 2:15 şöyle der: Ruhsal kişi her konuda yargı yürütebilir…
Ruhla dolu bir kişinin hayatı sizce nasıl belli olur? (hayatı neye benzer?)
- Ruh’un ürünü (sevgi, sevinç, esenlik…)
- Galatyalılar 5:22-23.Ruh’un ürünüyse sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetimdir. Bu tür nitelikleri yasaklayan yasa yoktur.
- Yaşamları ve sözleriyle başkalarına tanıklık
- Elçilerin işleri 1:8 “Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Yeruşalim’de, bütün Yahudiye ve Samiriye’de ve dünyanın dört bucağında benim tanıklarım olacaksınız.”
- Benliğin isteklerini yerine getirmez
- Romalılar 8: Benliğe uyanlar benlikle ilgili, Ruh’a uyanlarsa Ruh’la ilgili işleri düşünürler. 6. Benliğe dayanan düşünce ölüm, Ruh’a dayanan düşünceyse yaşam ve esenliktir.
Sıradan Hristiyanlar neden Kutsal Ruh’la dolu değil?
A. İlk olarak bilgi eksikliği.
- Ortalama Hristiyanlar bu konu hakkında bilgi sahibi olmadıkları ve dolayısıyla iman etmedikleri için ruhsal yenilgi içinde yaşamayı sürdürür ve Ruh’la dolu değildir.
Eğer imanlılar Tanrı’nın onları ne kadar çok sevdiğini ve bol yaşam sürmeleri için harcadığı gücü gerçekten bilselerdi, çoğu Hristiyan benliğe uymayı ve yenik hayat tarzlarını çabucak geride bırakıp Mesih’e koşarlardı. İmansızların çoğu da kilisenin kapısına koşup içeri girmeye can atarlardı.
Hristiyan yaşamı son derece nazik ve sevecen bir Tanrı’yla birlikte hayal edilebilecek en heyecanlı maceradır!
- 2. Sorun şu ki, ortalama Hristiyanlar iman yoluyla Ruh’la dolmayı anlamıyorlar ve bu nedenle sefil, yenik, inişli çıkışlı bir hayat sürüyorlar.
Bu durum en iyi biçimde yaşanmış bir hikâye ile betimlenebilir…
1930’larda Yates adlı bir adam vardı. Teksas’ın batısında tozlu küçük bir koyun çiftliğinde kıt kanaat ailesinin geçimini sağlamaya çalışıyordu. Her gün mülküne bakarak faturaları ödemek ve çiftliğini idare etmek için yeterli parayı nereden bulacağını düşünüyordu. Sonra bir gün o bölgeye bir petrol şirketinden sismograf ekibi geldi ve Bay Yates’e toprağında bir petrol rezervi olabileceğini söyledi. Çalışmalar başladı ve sadece sıradan bir petrol rezervi değil, 343 metre derinlikte muazzam bir petrol rezervi bulundu. Birinci kuyudan günden 80 bin varil petrol üretilmeye başladı. Sonra açılan birçok kuyudan çıkan rezerv bunun iki katından fazlaydı. Esasen, keşiften 50 yıl sonra yapılan bir devlet araştırması kuyulardan birinin günlük 125 bin varil petrol üretim kapasitesine sahip olduğunu gösterdi. Ve biliyor musunuz? Bunların tümü Bay Yates’e aitti! Batı Teksaslı bir koyun üreticisinin Hristiyan hayatıyla ne ilgisi mi var? Yates, o toprağı satın aldığı gün içindeki tüm petrol ve maden haklarına da sahip olmuştu. Ancak uzun yıllar boyunca yoksul bir hayat sürdü. Aslında bir milyoner olduğundan habersiz yaşadı.
Evet, sahipti, ama bunu bilmiyordu. İşte birçok Hristiyan’ın durumu tam olarak budur. Kutsal Ruh’un tam ve müthiş gücü hayatlarında var, ancak ya bundan haberleri yok ya da bunu nasıl “kazıp çıkaracaklarını” bilmiyorlar!
Hristiyanların Kutsal Ruh’la dolmamasının ikinci sebebi…
- B. İmansızlık: Ortalama Hristiyanlar imansızlık yüzünden Kutsal Ruh’la dolu değiller.
- Birçok insan Tanrı’dan korkuyor; O’na güvenmiyorlar.
Sanki Tanrı yokmuş gibi yaşıyoruz. O’nu dilimizle övmemize rağmen, Sözünde yazılı vaatlere inanmayı reddediyoruz.
- 2. Birçok kimse Tanrı’nın onlardan imkânsız olanı isteyeceğini sanır; Tanrı’nın karşılıksız sevgisinin büyüklüğünden şüphe ederler.
Onlar için Tanrı’yı sevgi dolu “Abba-Baba” olarak görmek zordur.
Matta 7: 11
“Sizler kötü yürekli olduğunuz halde çocuklarınıza güzel armağanlar vermeyi biliyorsanız, göklerdeki Babanız’ın, kendisinden dileyenlere güzel armağanlar vereceği çok daha kesin değil mi?”
- 3. Birçokları Tanrı’nın onlara gerçekten zor bir şeyler yaptıracağından korkarlar. Onlar için Tanrı’nın belirlediği planın ne kadar büyük olduğunu anlamazlar. (Matta 6:33).
Matta 6: 31
“Öyleyse, ‘Ne yiyeceğiz?’ ‘Ne içeceğiz?’ ya da ‘Ne giyeceğiz?’ diyerek kaygılanmayın”.
Matta 6: 33
“Siz öncelikle O’nun egemenliğinin ve doğruluğunun ardından gidin, o zaman size bütün bunlar da verilecektir”.
Belki de size her şeyinizi sattıracağından, misyoner olmaktan, Afrika’ya taşınmaktan ve gübreden yapılma bir kulübede yaşamaktan korkuyorsunuz. Ama Kutsal Kitap O’nun bize olan duyarlı ve sevecen düşüncelerinin kum taneleri kadar çok olduğunu söyler.
Molly’nin öyküsü
Laura ve bir arkadaşı bir yurtta Müjde’yi paylaşmak için birini arıyorlardı. Karşılarına Molly çıktı. Ama Molly çok katı ve korkutucu görünüyordu; bu yüzden pek çok kez onun yanından geçip gittiler. Sonunda Laura ona tanıklık etmeye başladı. “Evet biliyorum. Bunu zaten yaptım” dedi Molly Laura sonra Kutsal Ruh’un hizmetini paylaştı. Bitirdiğinde, Molly “Sonunda anlıyorum!!” diye karşılık verdi. Laura daha sonra Molly’nin kampüsteki uyuşturucu satıcılarından biri olduğunu keşfetti. Molly mezun olduktan sonra misyoner olarak Rab’le yürüdü.
Böylece beklenen sorumuza geliyoruz…
Nasıl Kutsal Ruh’la dolabiliriz?
- Öncelikle, Kutsal Ruh’la dolmak için iman etmeliyiz.
- İmanla Hristiyan oldunuz (Efesliler 2:8,9).
Çünkü Mesih’in çarmıhta sizin günahlarınızın bedelini ödemek için öldüğüne iman ettik.
Efesliler 2: 8
“İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.”
- Böylece Ruh’ta iman ile yürümeliyiz.
Koloseliler 2: 6
“Bu nedenle Rab Mesih İsa’yı nasıl kabul ettinizse, O’nda öylece yaşayın.”
- 3. Bunun için Tanrı’ya yalvarmak zorunda olmadığınızı bilmek heyecan vericidir. Zaten bizimdir. Tıpkı Yates gibi. Ve karşılıksızdır, tıpkı kurtuluş gibi.
- İman sayesinde Kutsal Ruh’la dolmak amacıyla yüreğinizi hazırlamak için, …
- Rab’bi hoşnut edecek bir yaşam sürmeyi arzulamalıyız.
Matta 5: 6
“Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara! Çünkü onlar doyurulacaklar.”
- Kutsal Ruh’un size gösterdiği her günahı itiraf etmeli ve O’ndan sizi bağışlamasını istemeliyiz.
1.Yuhanna 1:9
“Ama günahlarımızı itiraf edersek, güvenilir ve adil olan Tanrı günahlarımızı bağışlayıp bizi her kötülükten arındıracaktır. “
- Tanrı’nın buyruğuna göre hayatınızın kontrolünü Mesih’e teslim etmeye istekli olmalıyız.
Romalılar 12:1
“Öyleyse kardeşlerim, Tanrı’nın merhameti adına size yalvarırım: Bedenlerinizi diri, kutsal, Tanrı’yı hoşnut eden birer kurban olarak sunun. Ruhsal tapınmanız budur. Bu çağın gidişine uymayın; bunun yerine, Tanrı’nın iyi, beğenilir ve yetkin isteğinin ne olduğunu ayırt edebilmek için düşüncenizin yenilenmesiyle değişin.”
Ama biz ne dolmayı “arzuladığımız” için, ne günahlarımızı itiraf ettiğimiz için, ne de bedenlerimizi Rab’be diri kurbanlar olarak sunduğumuz için Kutsal Ruh dolarız. Sadece ve sadece iman sayesinde Kutsal Ruh’la doluyoruz. Diğer şeyler sadece O’nun Ruhu’yla dolmaya yüreklerimizi hazırlamak içindir.
Eğer Kutsal Ruh’la iman sayesinde doluyorsam, Tanrı’nın Sözü’nden hangi pasajları imanla kabul etmeye başlayabilirim?
- C. Ruh’la dolma konusunda dikkat edeceğimiz iki pasaj var.
- 1. Kutsal Ruh’la dolmamız Tanrı’nın buyruğudur (Efesliler 5:18).
Efesliler 5:18
“Şarapla sarhoş olmayın, bu sizi sefahate götürür. Bunun yerine Ruh’la dolun.”
der.
- a. O halde Kutsal Ruh’la dolmanız Tanrı’nın isteği mi? Evet, öyledir!
- Tanrı’nın isteği olduğunu nasıl biliyoruz? (“dolun” fiili emir kipindedir)
- 2. O’nun isteğine göre dua ettiğimizde her zaman bize cevap vereceğini vaat eder (1 Yuhanna 5:14,15).
Yuhanna 5:14,15:
“Tanrı’nın önünde güvenimiz şu ki, O’nun isteğine uygun ne dilersek bizi işitir. Her ne dilersek bizi işittiğini bildiğimize göre, O’ndan dilediklerimizi aldığımızı da biliriz.”
- Eğer Tanrı’dan sizi Kutsal Ruh’la doldurmasını isterseniz, bunu yapar mı? Evet!
- İsteğinizi yanıtlayacağını nereden bilirsiniz? (çünkü Ef.5’e göre bunu istiyor)
Hristiyan hayatı zor değil. . . . imkansızdır! Sadece bir kişi bu hayatı sürmüştür… İsa’nın kendisi. Bu yüzden bu yaşamı kendi başınıza sürmeye çalışmak yerine, bırakalım bizler Mesih’in Ruhu aracılığınızla bunu yapalım! Ruh’la dolmak…
- D. İradenin bir eylemini gerektirir.
Ve bunu aşağıdaki kavram yoluyla yaparız… Ruhsal nefes alıp vermek Terimin kendisi Kutsal Kitap’ta bulunmasa da, kavram olarak vardır. Nefes alıp vermenin unsurları nedir… Kötü havayı dışarı ver İyi havayı içine çek. “Ruhsal nefes alıp vermek” de böyledir. Kötü olanı dışarı atın; Bunu nasıl yaparız? 1 Yu. 1:9’a göre dışarıya nefes vermek günahlarımızı itiraf etmektir.
Sonra iyi olanı içeri çekin. Tanrı’dan daha “iyi” bir şey olabilir mi? Bu durumda bunun anlamı Ruh’la dolmaktır.
!!! Netleştirme: Bütün Hristiyanların içinde Ruh yaşamasına rağmen (iman ettikleri zaman bu gerçekleşti), hepsi Kutsal Ruh’la dolu değildir. Arada bir fark vardır. Ruh’un içimizde yaşaması bir kerelik ve her zaman olan bir olaydır, ancak doluluk Hristiyan yaşamı boyunca tekrar ve tekrar olabilir.
Tanrı’nın sizi Ruh’la doldurmasını istiyor musunuz? Yüreğinizin hazır olduğundan emin olun. Bildiğiniz tüm günahlarınızı sessizce itiraf etmek için birkaç dakika ayırın.
Sonra, …
Kutsal Ruh’tan itiraf edilmemiş günahınızı göstermesini isteyin (1 Yuhanna 1:9).
Ve herhangi bir günahı ortaya çıkardığında, 1 Yuhanna 1:9’u uygulayın.
Tanrı’nın buyruğu ve vaadi uyarınca Kutsal Ruh’un sizi doldurmasını imanla isteyin (Efesliler 5:18, 1 Yuhanna 5:14,15).
Daha önce söylediğimizi mi hatırlıyor musunuz? İsa Mesih’i Rabbiniz olarak kabul etmeyi ve Kutsal Ruh tarafından denetlenip güçlendirilmeyi yürekten arzuluyor musunuz? Eğer evetse, şimdi başınızı eğmenizi ve bu iman duasını benden sonra sessizce tekrarlamanız için sizi davet etmek istiyorum. Tanrı’nın sizi doldurmasını isteyin (sizi yönlendirmesini ve güçlendirmesini).
Hepimizin Kutsal Ruh ile dolması için dua etmeden önce sizinle bir hikâye paylaşmak istemekteyim:
Öfkeyle tulumba çeken “adam”
Gordon Conwell İlahiyat Okulu kurucularından A.J. Gordon bir gün yürümek üzere dışarı çıktığını ve uzaktaki kırlık alanda bir ev gördüğünü anlatır. Evin yanında bir su tulumbasını öfkeyle çeken bir adam görür. Gordon bu ilginç sahneyi izlemeye başlar, çünkü adam muazzam bir hızda çalışmayı sürdürür ve biraz olsun yavaşlamadan ve sanki hiç yorulmaksızın aşağı yukarı hareketlerle tulumbayı çekmektedir. Gerçekten takdire şayan bir manzaradır ve Gordon adama doğru yürümeye başlar. Yaklaştıkça, gördüğü şeyin aslında bir adam olmadığını, ama insan şekli verilmiş tahtadan bir nesne olduğunu şaşkınlık içinde fark eder. Hızlı hızlı pompalayan kol, bir dirseğe menteşelenmiş ve el kısmı da tulumbanın sapına çivilenmiştir.
Evet su akmaktadır, ama bunun nedeni tahta nesnenin tulumbayı çekmesi değildir. Çünkü bu bir artezyen kuyusudur ve, aslında akan su adamı çekmektedir. Tanrı için çalışan ve sonuçlar üreten birini gördüğünüzde, sonuçların o kişinin kendi çabalarıyla değil, Kutsal Ruh’un onun aracılığıyla işlemesiyle ortaya çıktığını ve adamın ve elbette sizin tek yapmanız gereken şeyin elinizi tulumbanın sapı üzerinde tutmak olduğunu bilin. (Adrian Rogers)
“Sevgili Baba, sana ihtiyacım var.
Kendi hayatımın kontrolünü elime aldığımı ve bu nedenle Sana karşı günah işlediğimi kabul ediyorum.
Mesih’in çarmıhta benim uğruma ölmesiyle günahlarımı bağışladığın için Sana şükrederim.
Şimdi hayatımın tahtının kontrolünü ele alması için Mesih’i davet ediyorum.
Bana yapmamı buyurduğun üzere beni Kutsal Ruh’un ile doldur. Eğer imanla istersem beni Ruh’la dolduracağını Sözü’nde vaat ettin. İsa Mesih’i adıyla bunun için dua ediyorum.
İmanımın bir ifadesi olarak, beni Kutsal Ruh’la doldurduğun ve hayatımın kontrolünü eline aldığın için şimdi Sana şükrediyorum.
Amin.”
Eğer hayatınızın kontrolünü gerçekten Tanrı’nın Ruhu’na teslim ettiyseniz, O’nun denetimi altındasınız demektir! Nasıl mı bilebiliriz? Bu O’nun bize vaadidir. O’nun isteğine uygun ne dilersek, bunu yapacaktır. Nokta!
Ve biliyoruz ki Tanrı O’nun gücünde yürümemizi istiyor. Bu nedenle eğer benimle birlikte içtenlikle dua ettiyseniz ve gerçek niyetiniz buysa, Ruh’la dolmanız kesindir. Gelecekte hayatınızdaki başka günahları fark ederseniz:
- Hemen Tanrı’ya itiraf edin,
- Mesih’in çarmıhtaki ölümü temelinde bağışlandığınızı kabul edin;
- Sonra, Tanrı’nın vaadi uyarınca Kutsal Ruh’tan sizi yeniden doldurmasını isteyin.
“İnsanlar tüm yürekleriyle Tanrı’nın Ruhu’yla dolmayı tüm yürekleriyle aramalıdırlar. Ruh’la dolmaksızın, bir Hristiyan’ın ya da tüm bir kilisenin Tanrı’nın istediği gibi yaşaması ya da çalışması kesinlikle imkânsızdır.” Andrew Murray
Mesih’in Gidişine Uyun
/1 Yorum/in Görsel Vaazlar/tarafından Alper Özhararİletişim Bilgilerimiz
![]() |
0212 232 96 69 |
![]() |
+90532 548 72 70 |
![]() |
kilisedirisu@gmail.com |
![]() |
Cumhuriyet Mah. Bilgiç Sok. No: 11/B Şişli – İstanbul |
Sayfa Gösterimi: 171643 – Toplam Ziyaretçi Sayısı:112644
Adresimiz
Kategoriler
Arşiv
- Mart 2020
- Şubat 2020
- Ocak 2020
- Aralık 2019
- Kasım 2019
- Ekim 2019
- Eylül 2019
- Ağustos 2019
- Temmuz 2019
- Haziran 2019
- Mayıs 2019
- Nisan 2019
- Mart 2019
- Şubat 2019
- Ocak 2019
- Aralık 2018
- Kasım 2018
- Ekim 2018
- Eylül 2018
- Ağustos 2018
- Temmuz 2018
- Haziran 2018
- Mayıs 2018
- Nisan 2018
- Temmuz 2017
- Haziran 2017
- Nisan 2017
- Mart 2017
- Ocak 2017
- Aralık 2016
- Ekim 2016
- Ağustos 2016
- Mayıs 2016
- Mart 2016
- Haziran 2015
- Mayıs 2015
- Kasım 2014
- Ağustos 2014
- Haziran 2014
- Mayıs 2014
- Nisan 2014
- Mart 2014
- Şubat 2014
- Ocak 2014
- Aralık 2013
- Kasım 2013
- Ekim 2013
- Eylül 2013
- Ağustos 2013
- Temmuz 2013
- Haziran 2013
- Mayıs 2013
- Nisan 2013
- Mart 2013
- Şubat 2013
- Ocak 2013
- Kasım 2012
- Ekim 2012
- Eylül 2012
- Ağustos 2012
- Haziran 2012
- Mayıs 2012
- Nisan 2012
- Mart 2012