Hayatımız İçin Önem Taşıyan İşaretler

Zaman zaman aldığımız önemli işaretler bize bereket veya acı getirir. Bu işaretlere uymadığımızda telafisi imkânsız acılar çekebiliriz. Yanlış bir evlilik kararı bu duruma bir örnektir. Bir kilisede, kilise çobanının uyarısına rağmen bir kardeş Mesih’e iman etmeyen bir bayanla evlenmişti. Evlendikten sonra büyük bir tuzağa düştüğünü anladı. Hayatının cehenneme döndüğünü, yılarının acı içinde geçtiğini söyledi. Bu kardeş Kutsal Kitap’taki işaretlere dikkat etseydi belki daha uygun bir kişiyle evlenir, bu acıları çekmezdi.

Bunu daha iyi anlayabilmek için trafik işaretlerini örnek verebiliriz. Arabayla bir yolculuğa çıktığımız zaman çeşitli trafik İŞARETLERİ görürüz. Bu işaretler düzeni sağlamak ve bizleri korumak için oraya konmuştur. Bu yüzden bu işaretlere dikkat etmediğimiz zaman telafisi çok zor, hatta ölümle sonuçlanan acı olaylar yaşayabiliriz. Her gün televizyon ve gazetelerde sık sık dikkatsizlikten dolayı meydana gelen trafik kazaları ile  ilgili haberler duymaktayız.

Hayatımız için önem taşıyan çağrılara önem verdiğimizde kazançlı çıkmışızdır. Buna pek çok örnek verebiliriz. Örneğin hastalık belirtilerini ele alalım. Doktorlar her zaman için, özellikle ölümcül olabilecek hastalıklarda erken teşhis çok önemlidir derler. Çünkü hastalığın verdiği işaretler erken tedavi açısından çok önemlidir ve bu da hastanın hayatını kurtarabilir. Yıllar önce köyde yaşayan bir akrabamızın eşini göğsündeki ağrılar nedeniyle doktora götürmüştük. Doktorlar onu hemen ameliyata alıp bir göğsünü almışlardı. Akrabam, bu işareti ciddiye almayıp eşini doktora götürmeseydik onu kaybedebileceğimizi söyledi. Üstelik bu ailenin 4-5 çocuğu vardı.

Yeni iman etmiş bir kardeş bir görümde kendisini çöl gibi bir yerde, bir uçurumun kenarında gördüğünü anlattı. Uçurumun karşı tarafının ise yemyeşil olduğunu, orada İsa Mesih’in durduğunu ve elini uzatıp “Sabret, seni bu tarafa alacağım” dediğini duyduğunu söyledi. Bu, Rab’ den kendisine verilen bir işaret, bir çağrıydı. “Bana iman edersen ölümden yaşama geçersin” çağrısıydı. Bu çağrıya önem veren kardeş daha sonra Rab İsa Mesih’e iman etti ve şimdi kilisemizde Rab ’be hizmet etmektedir.

Şimdi Kutsal Kitap’ta, Tanrı’nın zafer işaretlerini fark edip bunlara önem veren bir kadından bahsedeceğim.

Yeşu 2: 8-24
Damdaki adamlar yatmadan önce kadın yanlarına çıktı. 9 «RAB’ bin bu ülkeyi size verdiğini biliyorum» dedi, «Sizden ötürü dehşete kapıldık; ülkede yaşayan herkesin korkudan dizlerinin bağı çözüldü. 10 Çünkü Mısır’dan çıktığınızda RAB’ bin Kızıldeniz’i önünüzde nasıl kuruttuğunu, Şeria Irmağı’nın ötesindeki Amorlu iki krala -Sihon ve Og’a- neler yaptığınızı, onları nasıl yok ettiğinizi duyduk. 11 Bunları duyduğumuzda korkudan dizlerimizin bağı çözüldü. Sizin korkunuzdan kimsede derman kalmadı. Çünkü Tanrınız RAB hem yukarıda göklerde, hem de aşağıda yeryüzünde Tanrı’dır. Size iyilik ettiğim gibi, siz de aileme iyilik edeceğinize lütfen RAB adına ant için. Annemi, babamı, erkek ve kız kardeşlerimle ailelerini ölümden kurtarıp hepimizi sağ bırakacağınıza ilişkin bana güvenilir bir işaret verin.» 14 Adamlar, «Eğer bu yaptıklarımızı açığa vurmazsanız, yerinize ölmeye hazırız» dediler, «RAB bu ülkeyi bize verdiğinde sana iyilik edip sözümüzü tutacağız.»

Rahav, Eriha şehrinde fahişelik yapan bir kadındı. Eriha şehrini araştırmaya gelen İsrailli casuslar sığınak olarak Rahavın evini seçtiler çünkü o eve birçok kişi girip çıktığı için kimsenin dikkatini çekmeyeceklerini düşündüler. Putperest ve günahta yaşayan bir kadın olan Rahav Tanrı halkının zafer işaretlerini görmüştü. Tanrı’nın, kendi halkı olan İsrailliler’e nasıl zafer kazandırdığını, Mısır ordusunun Kızıldeniz’de nasıl helak olduğunu duymuştu. Yaşadığı Eriha şehrini de İsrail halkının alacağını anlamıştı. Bu yüzden tercihini kazanan taraf olan Tanrı halkından yana yaptı. Onları evinde misafir edip gizledi. Eriha’nın güçlü surlarına ve yenilmez gibi gözüken ordusuna bakmadı. Tersine, İsrail’in Tanrısı’na iman etti. Böylece imanı ile kendi canını ve bütün akrabalarının canını güvence altına almış oldu. Rahav, Tanrı’nın halkıyla beraber olduğunun İŞARETİNİ İsrail halkının kazandığı ZAFERLERDEN anlamıştı. Fahişelik yapan bu kadın kutsal bir hayatın özlemini duyduğu için Tanrı’nın bu çağrısına ve kurtarışına hemen olumlu cevap verdi. O da artık Kutsal Tanrı’nın kutsal halkıyla birlikte onların aralarında yaşayacaktı. Ve böyle oldu.

İşte Tanrı da sizi kurtarmak için “Size bir İŞARET veriyorum: Kız gebe kalıp bir oğlan doğuracak onun adı İmmanuel olacaktır, halkını günahlardan O kurtaracaktır” dedi.

Yani Tanrı Oğlu İsa Mesih’e İnanmamız için bizi bir işaretle yönlendiriyor! Biz insanlar ancak İsa Mesih’e iman ederek günahlarımızdan arınıp sonsuz yaşama sahip olabiliriz. Bakire Meryem’in Kutsal Ruh ’tan gebe kalması biz insanlar için günahsız bir Kurtarıcı doğduğuna işaret değil midir?

Mesih’in çarmıh üzerinde bütün dünyanın günahını kaldırmak için ölmesi Tanrı’nın bize olan sevgisinin büyük bir işareti değil midir?

Üç gün sonra ölümü yenerek dirilmesi, Tanrı’nın bizi ebedi yaşam için dirilteceğine, ölümün bizi bağlayan zincirinin kırdığına dair bir zafer işareti değil midir?

Rab İsa’ya iman ettiğimizde Kutsal Ruh ’un içimize gelmesi bağışlandığımıza dair Tanrı’nın esenlik veren işareti değil midir?

Mesih, elçilerle birlikte dağdayken Baba Tanrı’dan gelen “Sevgili Oğlum budur, O’nu dinleyin” diye seslenmesi bize, izleyeceğimiz yolun güvenli olduğuna dair bir işarettir.

İsa Mesih’in ikinci kez görkemli biçimde, Kral olarak gelip kendisine iman eden bizleri yanına alacağı bizim için görkemli bir zafer vaadidir.

Bize yapılan bu kadar çağrıya, bu kadar işarete önem vermesek vay halimize! Eğer sen de gerçekten Zaferli bir yaşam sürmek istiyorsan Tanrı’nın sana olan çağrısına kulak ver ve bırak yüreğinin başköşesinde İsa yaşasın.

Dünya, dibi su tutmayan çatlak bir su deposu gibidir; yaşamımızı, yılarımızı geri vermemek üzere alıp götürmektedir. İsa Mesih ise “Susamış olan bana gelsin bol bol içsin. Ben yaşam suyunun kaynağıyım, bana iman eden kişi ebediyen yaşayacak, ölse bile dirilecektir” dedi. Süleyman peygamber dünyanın ardından gitmeyi, rüzgârı kovalamaya benzetti. Üstelik bunu söyleyen Kral Süleyman dünyadaki bütün zenginlik ve nimetlerden fazlasıyla pay almıştı. Buna rağmen eğer cennete gitmeyeceksem “Her şey boş, bomboş” dedi. Yani bütün bu çabalar kürek çekip de bir yere varamamak gibi, sonucu sadece yorgunluk olan boş yaşamdır.

Bundan dolayı Rab ’bin bize verdiği İŞARETLERE ve çağrıya önem verelim. Rab ruhsal hayatımızı yoluna sokmak için bize çeşitli şekillerde seslenir. Bunlara duyarlı olalım. Yüreğimizin kulakları Rab ‘bin çağrısına açık olsun, yolumuz mutlaka aydınlık olacaktır.

Bedri Peker

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın