İman Gözlerimiz

30 Nisan 2017

Sevgili kardeşler,

Bu dünyayı tarif etmek istesek pek çok şey aklımıza gelebilir. Kötülük, günah, adaletsizlik vs. gibi birçok kavram gelecektir. Herkes bu kavramlarda hem fikir olmayabilir. Ancak Bunların arasında bir tanesi var ki, imanlı olsun ya da olmasın bunda herkes hemfikir olacaktır: bu dünya geçicidir. Evet, aksini düşünen var mı. Bu dünyanın kuruluşundan beri hâlâ hayatta olan biri var mı? Elbette yok, çünkü günah aracılığıyla ölüm gelmiştir ve her şey geçicidir..Tanrı’nın sözünde pek çok yerde bu gerçek tekrarlanır: Örneğin:

Yak.4:13
…Yaşamınız nedir ki? Kısa süre görünen, sonra yitip giden buğu gibisiniz. Ya da

(Mez.144
“İnsan bir soluğu andırır, Günleri geçici bir gölge gibidir.”

Gerçekten tüm insanlık dünyanın geçici olduğunu, dünya üzerinde sürülen hayatın bir gün sona ereceğini biliyorlar. Ancak gene de Tanrı’ya iman etmeyen kimseler geçici olan dünyayı severek tüm umutlarını, imanlarını ona bağlıyorlar. Çünkü imansız kişilerin gözleri açılmamış ve onlar Tanrı’nın yüceliğini ve sonsuz gücünü görmemişlerdir. Bunun temel nedeni bu çağın ilahı olan İblis’in insanların zihnini kör etmesidir.

Hamdolsun durum bizim için böyle değildir. Rab dedi: “Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak”.. Böylece gerçekle özgür kılınmış kişi yeni bir yaratık olur ve bu dünyanın geçici olduğunu idrak ederek artık bu dünya için yaşamaz. Bu dünya için iman etmez ve geçici şeyler için çaba harcamaz.

Tanrı’ya iman etmek, bize şifa veriyor kardeşler. Görüşümüze, hayata bakışımıza, zihnimize ve en önemlisi de yüreğimize şifa veriyor. Şimdi düşündüğümüzde geçici şeyler için yaşamak anlamsız geliyor Ancak bütün dünya böyle yaşıyor çünkü bütün dünya kötü olanın denetimindedir, bizse gerçek olandayız, O’nun Oğlu İsa Mesih’teyiz. O gerçek Tanrı ve sonsuz yaşamdır. Biz sonsuz yaşamı tanıyoruz ve geçici olan bu günahlı dünya hayatını hor görüyoruz. Bu asil ve kutsal yaşamı bize sağlayan Rabbimiz İsa Mesih’in Babası ve Tanrısı’na övgüler olsun. O’nun merhametiyle sonsuz bir yaşam sürmek ve geçici olana tutsaklıktan kurtulmak üzere yeniden doğduk. Böylece; Gözlerimizi görünen şeylere değil, görünmeyenlere çeviriyoruz. Çünkü görünenler geçicidir, görünmeyenlerse sonsuza dek kalıcıdır.

Demek ki kardeşler, ben bundan şu dersi çıkarıyorum. Gördüğümüz bu dünyaya ait aldatıcı her şey geçici ama gözlerimizle göremediğimiz Tanrı’ya ait gerçekler sonsuzluklar boyunca kalıcıdır. Eğer Biz gözlerimizi görünmeyenlere çeviriyorsak, onları görmek için bunu yapıyoruz. Görünmeyenleri nasıl görebiliriz? Görünmeyenleri görmek ne demektir?

Sevgili kardeşler, gözün ne kadar önemli bir organımız olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Gözümüze büyük önem veriyoruz, hatta bazı vecizelere bile konu olmuştur. Gözbebeği gibi değer vermek, gözümüz gibi bakmak, ya da sevdiğimiz bir kişiye iki gözüm filan gibi sözler söylenir. Rabbimiz de ne söyledi? ” Bedenin ışığı gözdür. Gözünüz sağlamsa, bütün bedeniniz aydınlık olur. Bedensel gözümüz dünyayı, yani görünen şeyleri görmek için bizim için vazgeçilmezdir. Onun sağlığına önem gösteririz, gözümüzde rahatsızlık varsa tüm hayat kalitemiz etkilenir, doktora gitmek, tedavi olmak ihtiyacı hissederiz. Hele körlük gerçekten çok zor bir durumdur.

Geçici olan görünen şeyleri görmek bu kadar değerliyse, o zaman görünmeyen kalıcı değerleri görmek daha ne kadar değerlidir. Gözlerimizi nasıl oluyor da görünmeyen şeylere çeviriyoruz? Gözlerimizi görünmeyenlere çevirebilmek iman ile mümkündür. Tanrımız ve Kurtarıcımız İsa Mesih’in doğruluğu sayesinde elçilerinkine eşdeğer bir imana kavuştuk. Bize iman verilmeden önce aslında ruhsal ve kalıcı değerlere karşı kördük ama şimdi görüyoruz.

1.Pet. 1:5
Zaman sona ererken açığa çıkarılmaya hazır olan kurtuluşa kavuşasınız diye iman sayesinde Tanrı’nın gücüyle korunuyorsunuz.

1.Pet. 1:6
Bu nedenle şimdi kısa bir süre çeşitli denemeler sonucu acı çekmeniz gerekiyorsa da, sevinçle coşmaktasınız.

1.Pet. 1:7
Böylelikle içtenliği kanıtlanan imanınız, İsa Mesih göründüğünde size övgü, yücelik, onur kazandıracak. İmanınız, ateşle arıtıldığı halde yok olup giden altından daha değerlidir.

İmanımız sayesinde görünmeyenleri, kalıcı olan göksel değerleri görebiliyoruz. O zaman şunu rahatlıkla diyebiliriz: Bedensel göz önemliyse, imanımız bundan katbekat daha önemli değil mi? Çünkü imanımızla kalıcı olan değerleri görüyoruz. Bu nedenle imanımızın sağlıklı olması hayati bir konudur. İmanımız bozulduğunda, sarsıldığında, zayıfladığında görünmeyenleri görmekte zorlanırız ve sıkıntıya düşeriz. Kuşku bir iman hastalığıdır. Örneğin, Petrus İsa’nın buyruğu üzerine imanla suda yürüdü ama rüzgar güçlenince dalgalara baktı ve birden suya batmaya başladı, çünkü kuşku duymuştu. Ancak Davut Golyat’ı alt edeceğinden kuşku duymadı ve imanı sayesinde büyük bir zafer kazandı. Kutsal Kitap’ta hem zayıf iman hem de güçlü imanın pek çok örneği var.

Okuduğumuz ayetlerde iman sayesinde Tanrı’nın gücüyle korunduğumuzu okuyoruz. Kurtuluşa kavuşmak için imanımız bize Tanrı’nın korumasını sağlamaktadır. İmanımızın sağlığını kurtuluşa erişmek ve zaferli yaşam sürmek için mutlaka korumalıyız. Gözümüzün sağlığına nasıl dikkat ediyorsak, Tanrımız da iman gözlerimizin sağlıklı olmasını ister. Tanrımız’ı bu anlamda imanımızla ilgilenen göz doktorumuz gibi düşünebiliriz. Çünkü iman aracılığıyla bizi bereketler, bize lütfeder ve bizi kullanır. Sonraki ayetlerde acı çekmekten ve denenmekten söz ediyor. İman ile denemenin, çekilen acıların ne ilgisi olabilir? 7. Ayette acı çekmek ve denenmelerden geçerek imanımızın içtenliği kanıtlanır. İçtenliği kanıtlanan bir iman sağlıklı bir imandır.

Rab bizi denemelerden ve sıkıntılardan geçirerek imanımızı iyileştiriyor, arıtıyor. Zaten bu ayette altının arıtılması örneği verilmiştir. Altın toprağın derinliklerinden çıkartıldığında saf halde değildir, içerisinde başka madenlerle karışmıştır. Altın değerlidir ama topraktan çıkarıldığı haliyle saf olmadığından onu içindeki diğer metallerden arındırmak gerekir. O zaman daha değerlendir. Böylece altını ateşle terbiye ederler, diğer metalleri eritir ve altını arıtırlar. Altını su ve sabunla arıtamazsınız, sadece su ve sabunla üzerindeki kiri çıkartırsınız o kadar. Ateş olmadan içten bir arınma olmaz. Bizim de İç varlığımızda atamız Adem’den miras aldığımız bencillikler ve gurur vardır. Bunlar bizim içimizdeki imanımıza zarar veren, onun değerini düşüren kirli öğelerdir. Bunlardan ötürü insanlarla, zenginliğimize, çocuklarımıza, mal ya da mülke, içinde yaşadığımız ülkeye, devlet adamlarına, yani bütün o görünen geçici şeylere vs. bağlanabiliriz ve ancak bunlar Tanrı’nın istediği arı imanı bozar. Tanrı’nın bizi bunlardan arındırması gerekir ki imanımız O’ndan başkasına dayanmasın. Böylece geçici ve aldatıcı şeylerle sevinmeyelim, ama kalıcı olan gerçek Tanrı’ya bakalım ve O’nun için yaşayalım.

İşte sınanmalarımız imanımızı arıtmak için Tanrı’nın izin verdiği bir ateştir. Sınanmak ve denenmek bu nedenle bize acı verir, sanki ateşe düşmüş gibi hissediyoruz değil mi? Ancak sevgi ve iyilik Tanrısı’nın amacı bize isteyerek acı çektirmek değil, bu deneme yoluyla imanımızı saflaştırmaktır.

Arınan imanımız sağlıklı olur, görünmeyen şeyleri daha net görebilir ve sabırla dayanabiliriz. Arınan imanımızın sonucunda Rab’bin ışığını daha güçlü parlatırız, tadını daha iyi veririz. Arınan imanımız Rabbimiz’e hizmet etmek için de önemlidir. Dünyada iyi görüşe sahip olmayanların yapamayacağı bazı meslekler var. Örneğin, göz bozukluğuna sahip olanlar pilot olamazlar, çünkü pilotluk mesleğinde görüşün keskin olması hayati bir konudur. Aynı şekilde ruhsal yaşamda ancak güçlü bir imana dayanarak Rab’be hizmet edebiliriz. Çünkü;

İbraniler 11:6
“İman olmadan Tanrı’yı hoşnut etmek olanaksızdır”
  Ve

İbraniler 10:38
“Doğru adamım, imanla yaşayacaktır. Ama geri çekilirse, ondan hoşnut olmayacağım.”

İmanımız zayıflığında ise Tanrı’nın büyük vaatlerini ve kudretini görmekte zorluk çekeriz. Geri çekilebiliriz ve Tanrı bundan hoşnut olmayacağını söylüyor. Petrus gene şöyle diyor:

1.Pet. 4:12
Sevgili kardeşlerim, sınanmanız için size giydirilen ateşten gömleği, size garip bir şey oluyormuş gibi yadırgamayın.

Bunlardan geçmemiz garip şeyler değil, ama sınanmamız ve altın gibi çıkmamız için Tanrı’nın bizde bir iş yapmasının sonucudur. Rab halkını çeşitli ve garip gelecek yollarla deneyebilir. Varsılı yoksul, yoksulu varsıl edebilir. İman durumunu, yürek tutumunu ölçmek için farklı koşullardan geçirebilir. İnişlere çıkışlara, sıkıntı ve zulümlere, ya da saygın, toplumda övülen yerlere getirebilir. Çok zengin olan Eyüp yoksulluğa düştü, insanların takdirini kazanırken hor görülen, yalnız bırakılan biri oldu, ailesini kaybetti, sağlığını kaybetti..Fakat Eyüp’ün dediği gibi,  amacımız “Beni sınadığında altın gibi çıkmak” olmalıdır. Gerçekten de sonra Eyüp, bu imanının ödülünü yeryüzünde aldı. Biz ise daha büyük bir ödül bekliyoruz. Son ayette dendiği gibi İsa Mesih göründüğünde övgü, yücelik, onur kazanmayı bekliyoruz. Gerçekten bütün bunları düşündüğümüzde imanımızın arıtılmış olmasına ihtiyacımız var.

Yakub 2:5
Dinleyin, sevgili kardeşlerim: Tanrı, bu dünyada yoksul olanları imanda zenginleşmek ve kendisini sevenlere vaat ettiği egemenliğin mirasçıları olmak üzere seçmedi mi?

Demek oluyor ki, imanda zenginleşmemiz için seçildik. Bu zenginlik bizim mirasımızdır.

Hamdolsun ki, bütün bu denemeler ve acı çekmeler kısa bir süreliğinedir ve bu acıların içinde bile bizim için saklı bir sevinç vardır. Rom. 8:18’de elçi Pavlus’un bildirdiği gibi: bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.

Sonsuzluğun yanında bu hayatın geçici acıları bir hiçtir. İşte imanla bu sonsuzluk perspektifini korumalı ve bu görüşümüze zarar veren geçici tutkulardan ve dünyadan ne pahasına olursa olsun kurtulmaya istekli olalım. Dört bir yandan kuşatıldığımız ayartılara hayır diyelim. Çünkü kendimize gökte servet biriktiriyoruz ve Rab’bin yanında ebediyen yaşamayı, kurucusu Tanrı olan temelli kenti ve oradaki kalıcı olan evimizi özlüyoruz. Tanrı’nın krallığı için çalışıyor, yeni bedenlerimizde ebediyen yaşayacağımız o krallığın sonsuz değerlerinin ardından gidiyoruz.

İmanımızın öncüsü ve tamamlayıcısı olan Rabbimiz imanımızı Ruhu’yla artırsın ve iman gözlerimizi keskinleştirsin. Tanrı’nın kalıcı vaatlerini  daha net gördükçe geçici şeylere olan her türlü bağlarımızdan özgür olalım.

Dirisu Kilisesi

Alper Özharar

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın