Bizler Tanrı’nın Mabediyiz

24 Şubat 2013

Selam sevgili kardeşler. İsa Mesih’in kurtarışı ve Tanrımızın Lütfü bu gün hepimizin üzerinde olsun.

Koloseliler 3: 5-6
İmdi yeryüzündeki azanızı, zinayı, pisliği, ihtirası, kötü arzuyu ve putperestlik olan tamahkârlığı öldürün; bunlardan dolayı Allah’ın gazabı itaatsizlik oğullarının üzerine geliyor;

Bu ayetlerde bahsettiği gibi aslında hepimiz Tanrı’nın gazabını hak etmiş insanlardık. Çünkü hepimiz tövbe etmeden önce Tanrı’yı kızdıran ve öfkelendiren yaşam tarzları içinde yaşıyorduk.

Tanrı günah işleyen ve günahta yaşayan insandan memnun değildir. Kendisini saymayan insanları gazapla yargılayacaktır. Fakat O’nun esas amacı bizi gazapla yargılamak değil bu yargıdan kurtulmamız için bize kurtuluş kapısı açmaktır. Tanrı bu kurtuluşu Sevgili Oğlu’nun çarmıhtaki ölümü ve dirilişi ile bizim için sağlamıştır.

Galatyalılar 2:19-20
Çünkü ben Tanrı için yaşamak üzere Yasa aracılığıyla Yasa karşısında öldüm. Mesih’le birlikte çarmıha gerildim. Artık ben yaşamıyorum, Mesih bende yaşıyor. Şimdi bedende sürdürdüğüm yaşamı, beni seven ve benim için kendini feda eden Tanrı Oğluna imanla sürdürüyorum.

Oğlu’na olan imanla Tanrı’nın isteğine göre yaşayalım diye Mesih’i kabul eden bizler Tanrı’yı memnun eden yeni insanlar olmak üzere Mesih’le birlikte çarmıhta iptal edildik. Buna ek olarak içimize gönderilen kutsal Ruh’a itaat ederek Tanrı’yı her yönden memnun etmek için yeniden yaratıldık.

Bizi gazaba götüren et ve kanın istekleri için yaşamamalıyız. Önümüzde iki seçenek vardır; ya Tanrı’yı dışarda bırakarak gazaba uğrayacak olan bedenin günah olan arzu ve isteklerine göre, ya da bedenimizi çarmıhtaki ölümde tutarak kutsal Ruh’un isteğine göre yaşayacağız. Bunun ortası yoktur.

Kutsal Ruh’u almış imanlılar olarak maalesef çoğu zaman bedenimizi memnun etmek uğuruna içimizde olan Kutsal Ruh’a acı verip kederlendiriyoruz. Oysa biz aslında Tanrı’yla kutsal hayat yaşamak için tam itaat etmek üzere yenilendik.

Tanrı bunu kusursuz şekilde kurtulmamız için Mesih’te gerçekleştirmiştir:

– Bizi Mesih’e yönlendirerek iman etmemizi sağladı.

– Günahlarımızın cezasını Mesih’e yükleyerek bizi uğrayacağımız gazaptan kurtardı.

– Çarmıhta İsa’nın bedeninden akan Kanıyla bizi tam kutsadı.

– Et ve kanın günah arzuları bizi tekrar mağlup etmesin diye Mesih’in bedeniyle birlikte bizi de çarmıha gerip ölümüne ortak kıldı.

– Tanrı kendisiyle dost olalım diye Oğlu’nun Babam, babam diye seslenen kutsal Ruhunu içimize gönderdi. Ve bizi kendisiyle bir ruh yaptı.

– Artık Tanrı’nın kendisi ile barışmış ve dost olarak yaşayabiliriz.

Bundan sonra bize düşen görev Tanrı’ya ve Kutsal Ruhu’na tam itaat etmektir. Aynı Rab İsa Mesih gibi. Her durumda Babasının isteğini bekleyip yaptığı gibi. Örneğin düğünde suyu şaraba çevirmesini hatırlatan annesine “Anne, benden ne istiyorsun? Benim saatim daha gelmedi” demesi gibi (Yuhanna 2:4). Yani “Gökteki Babam henüz bunu yap demedi” demek istedi, ya da “Babam bana ne derse öyle yaparım”. Başka bir örnek olarak, Getsemani bahçesindeki en ıstıraplı zamanında gökteki Babasına “benim değil senin isteğin olsun” demesi gibi.

Biz çoğu zaman kendi isteklerimiz için Tanrı’nın yüzünü arıyoruz. İsteğimiz gerçekleştikten sonra “tamam buraya kadar, sen artık burada dur” diyebiliyoruz. Böyle yapmakla hem kendimizi kandırıyoruz hem de Rab’bin yüreğine acı veriyoruz.

Romalılar 12:1-2
İMDİ, ey kardeşler, bedenlerinizi diri, mukaddes, Allaha makbul kurban olarak takdim etmenizi Allah’ın rahmetleri için size yalvarırım; ruhanî ibadetiniz budur. Ve bu âleme uymayın; fakat Allah’ın iyi ve makbul ve kâmil iradesi ne olduğunu fark etmeniz için fikrinizin yenilenmesi ile değişilmiş olun.

Kutsal Kitap bize bedenlerimizin Tanrı’nın mabeti olduğunu, Kutsal Ruh’un içimizde yaşayarak O’na itaat etmenin ibadetimizin temelini oluşturduğunu kesin bir şekilde belirtmektedir.

Malaki 1: 2-3
RAB, “Esav Yakup’un ağabeyi değil mi?” diye karşılık veriyor, Ben Yakup’u sevdim, Esav’dan ise nefret ettim.

Esav’la Yakup’un hikâyesini çoğunuz biliyorsunuz. Bir annenin ikiz çocukları oluyor. Tanrı Esav’dan nefret edip Yakup’u sevdiğini belirtiyor. Acaba Tanrı, haşa, haksızlık mı yapıyor hayır. Öncesizliği bilen Tanrı Esav’ın kutsal değerlere kıymet vermeyeceğini biliyordu. Esav dünyayı seven, bedeninin tutkularına önem veren bir kişiydi. Atası İbrahim’e verilen Tanrı’nın vaadinin kıymetini hiçe saydı. Kendisine ait olan ilk oğulluk hakkının bereketlerini “bana ne faydası var” diyerek bir çorba karşılığında kardeşi Yakup’a sattı.

Yaratılış 25:32
Esav, “Baksana, açlıktan ölmek üzereyim” dedi, “İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?”

Esav’dan nefret eden Tanrı neden Yakup’ bu sevdi. Esav günah bedeninde yaşayan insanları temsil ediyor. Tanrı ise günahtan nefret ediyor. Yakup Tanrı’nın vaatlerine değer veren Mesih’teki ruhsal adamı temsil ediyor. Tanrı kendisine itaat eden ruhsal adamı sever.

Tıpkı bedenin istekleri ile ruhun istekleri arasındaki fark gibi.

Galatyalılar 5:19-21
Benliğin işleri bellidir. Bunlar fuhuş, pislik, sefahat, putperestlik, büyücülük, düşmanlık, çekişme, kıskançlık, öfke, bencil tutkular, ayrılıklar, bölünmeler, çekememezlik, sarhoşluk, çılgın eğlenceler ve benzeri şeylerdir. Sizi daha önce uyardığım gibi yine uyarıyorum, böyle davrananlar Tanrı Egemenliği’ni miras alamayacaklar.

Yukarıda bahsedilen bedenimizin arzu ve isteklerinde yaşarsak Tanrıyı yaşamımızdan ret etiğimizden dolayı; gazabını hak etmiş olacağız. Ve Mutlaka ebedi gazapla yargılanacağız. Çünkü Tanrıyı dinlemiyor; Mesih’in kurtarışını ret etmiş oluyoruz.

Galatyalılar 5:22-25
Ruh’un ürünüyse sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetimdir. Bu tür nitelikleri yasaklayan yasa yoktur. Mesih İsa’ya ait olanlar, benliği, tutku ve arzularıyla birlikte çarmıha germişlerdir. Ruh sayesinde yaşıyorsak, Ruh’un izinde yürüyelim.

Ruh sayesinde yaşıyorsak, Ruh’un izinde yürüyelim.

Kutsal Ruh’ta yaşarsak Tanrı’nın bizim için hazırladığı kalıcı vaadine kavuşacağız.

Esav Rab’bin kalıcı bereketlerine önem vermeyerek bir anlık ihtiyacı için ilk oğulluk hakkını bir çorba karşılığında sattı.

Yakup İse Tanrı’nın görünmeyen fakat kalıcı olan vaadine bütün yüreği ile önem verdi. Böylelikle onun soyu dünyada kalıcı bir ülkeye kavuştu. Esav ise sonradan pişman olduğu halde Tanrını kalıcı vaatlerine kavuşamadı.

Bu Adem’in günahlı soyu ile Mesih’e ait soy arasındaki ilişkiye benzemektedir. Biz dünyanın bize geçici olarak sunduklarına mı yoksa Mesih’te kalarak Tanrı’nın bize vaat ettiği kalıcı sonsuz yaşama ve Gökteki kalıcı kentteki konutlara mı önem veriyoruz. Çünkü İsa Mesih size yer hazırlamaya gidiyorum sözlerim sizde kalırsa ve sözlerimi tutarsanız gelip sizi yanıma alacağım dedi.

Biz Esav gibi mi yoksa Yakup gibi mi davranacağız. Kendi kendimizi Rab’bin önünde bu konuda sınayalım. Şu an hayatımızda en çok nelere önem veriyoruz. Eğer Esav gibi davranıyorsak tövbe edelim fakat Yakup gibi Tanrı’nın vaatlerine önem veriyorsak bunda gevşemeden devam edelim. İŞTE İSA MESİH TEZ GELİYOR HERKESİN ÖDÜLÜ ONUN ELİNDEDİR. Onu kabul edip sevenler ödül alacaklar Onu ret edenler ise gazabını hak etmiş olacaklardır.

Mesih’e sadık olanlar dünyayla birlikte yargılanmayacaklardır. Esenlikte kalın sevgili kardeşler.

Dirisu Kilisesi

Bedri Peker

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın